Saatleri Ayarlama Enstitüsü. İsmi bile çok uçuk geliyor değil mi ? Kitap başından itibaren insanı üslupla anlatım zenginliği ile karşılıyor. Tam bir Türkçe şöleni. Ahmet Hamdi' nin Türk olup bu romanı Türkçe yazması ülkemiz adına büyük kazançtır. Dil o kadar muntazam kullanılmış ki zirvelere oynuyor. Bu durum romanın bilhassa başlangıcında ve ortasında hikâyenin de aşırı sürükleyici olmasıyla birleşince okuma keyfi arş- ı alaya uzanıyor. Kitabın bir çok yerinde sanki Ahmet Hamdi Bey "hey ben bir şairim, baksana bana ben bir şairim "dercesine kulağınıza okuyor. Düz metine şairane dizeler işlemiş gibi, metni dans ettiriyor. Kitabın her bölümü hazine gibi sembolik ögelerle dolu. Ayrıca yazarda çok üstün bir gözlem yeteneği olacak ki ana karakterin iç dünyası, olaylara bakışı; o meyus halin her baktığı yönde dengeli bir şekilde davranışlara yansıtılma biçimi sanki Hayri İrdal diye bir adam gerçekten varolmuş da Ahmet Hamdiye hayatı hakkında demeç vermiş yahut güncesini okutmuş gibiydi. Yazar ana karakterin ruhunu ezbere biliyor arada kalmışların hikayesini onun üzerinden tikelliyordu. Ahmet Hamdi'nin sanıyorum ki saf şiir anlayışından gelen olağanüstü düşünce yeteneği romanına çok güzel sızmıştı. İspirtizma merkezi, Pakize hanımın şizofrenimsi hal ve hareketleri eski saat Mübarek'in sanki içinde bir ruh varmışçasına konuşulması ve daha bir sürü ince ince işlenmiş romana tad veren olağanüstü ürpertici olaylar. Eğer saf şiir seviyorsanız ve bunun izlerini bir romanda hissetmek isterseniz Saatleri Ayarlama Enstitüsü biçilmiş kaftan.
Yıllarca şair kimliğimle takip ettiğim için çok üzgünüm. Kendisi çok yetenekli bir yazar ve inanılmaz bir şairdir.