Her birimiz hayat rüzgarının savurup yere çaldığı birer toz tanesiyiz. Sağlam bir yere yığılmalı,el ele tutuşmalıyız;çünkü zaman hep belirsiz,gökyüzü hep yüksek ve hayat çok ıraktır.
İlgimi çeken ve gerçekten görebileceğim yer dünyanın yedi bölgesinden hiçbiri değil,sahiden benim olan,bir uçtan bir uca kat ettiğim sekizinci bölgedir.
En basit,gerçekten en basit iki basit parçaya bölünemeyecek kadar basit şeyler,ben yaşarken arapsaçına dönüyor. Bazen günaydın demek bile gözümü korkutuyor. O kelimeyi yüksek sesle söylemek ayıpmış gibi ,sesim sönüveriyor. Var olmaktan duyulan bir tür utanç bu-başka tarif gelmiyor aklıma.