Berfinyrc

Berfinyrc
@Berffyrc
Türk devleti çok savruktur. 3 tarafı denizlerle çevrilidir ama doğru-düzgün bir deniz ticareti yoktur. Batıyla ilişkileri içinde demiryolunu da savsadılar, daha çok kara yolu ağırlıklı bir ticaretleri var. Sallapatidir, yasalarının biri diğerini tutmaz. Bu taraftan bakıldığı zaman çok ciddi bir devlet görünümü de vermez. Ama Türk devleti Kürdistan meselesi söz konusu olduğunda tam bir mühendis gibi yüz yıldır tıkır tıkır çalışmıştır. Dolayısıyla entrika da içinde Kürdistan meselesinde Türk devlet aklını ciddiye almamız lazım. Tam bir siyaset mühendisi gibi davrandığını görmemiz lazım. Her meselede savruk olabilir, gayrı ciddi görünebilir, Kürdistan meselesinde çok ciddidir.fuad Fuad Onen
Tatil planı hazırsa sıra okuma listenizde!
Bu yaz yanınızdan ayırmak istemeyeceğiniz kitapları sizin için bir araya getirdik. 💬 Siz olsanız bu listeden hangisiyle başlardınız?
80 öncesi resmi bir Kürtçe yasağı yoktu. Bu 80 sonrası fiilen resmileşti. Şimdi Tayyip Erdoğan övünüyor “ben cezaevlerinde Kürtçe konuşma izni verdim” diye. Önce eşeği kaybettiriyorlar, sonra da bak eşeğin orada dediklerinde seviniyoruz. Ama hiç birimizin aklına sen bize niye kaybettirdin diye sormak gelmiyor. Tuzak. Onun daha zengin ifadesi “ölümü gösterip, sıtmaya razı etmek”tir Fuad Onen
belki dünyanın başka bir coğrafyasında bu kadar büyük acılar yaşanmamıştır, daha ağır acılar da yaşanmış olabilir. Varsayalım ki bunlar yaşanmamış, Diyarbakır Cezaevi gerçeğimiz yok, 12 eylülde bir darbe yapıp ve orada Nazi kamplarını aratan uygulamalar yapılmadı. Varsayalım ki köylerimiz boşaltılmadı, varsayalım ki koruculuk kurumu oluşturulmadı, varsayalım ki JİTEM yok.Varsayalım ki insanlar “ben Kürdüm” değdiği için cezaevlerinde işkencehanelere sürüklenmedi; sorun ortadan kalkacak mı? Bizim sorunumuz bunlar değil, aksine bunlar bizim sorunumuzun tezahürleridir. Sorunumuz dünyanın kendisine bir düzen bulurken, bu düzeni bizim yokluğumuz üzerine kurmalarıdır. Biz bu düzene itiraz ediyoruz. Biz bu düzene isyan ediyoruz. Bu düzenin bütün sorumlularına isyan ediyoruz ve bu mesele aşılmadığı müddetçe bu sorunun çözülemez olduğunu söylüyoruz. Fuad Onen
bir savaş, dünya savaşı yaşandı, bu savaşın galipleri dünyaya bir çeki düzen vermek için Paris’te toplandılar, bir çeki düzen verdiler. Verdikleri çeki düzenin en üst organı da Cemiyeti Akvam idi. Burada kurulan devletler sistemi Kürdistan’da ne yaptı? Bu devletler sistemi içinde Kürtlere yer verilmedi. Örneğin Arap coğrafyasında 20 tane Arap devleti kurulurken ki bunların çoğu manda devletleri idi. Kürdistan bölündü, parçalandı, dört ayrı devletin sınırları içine hapsedildi ve her dört ayrı devletin sınırları içinde de siyasi statüsüz bırakıldı. Benim tartıştığım mesele bu meseledir. Bölünmüş parçalanmış dört ayrı devlet sınırları içine hapsedilmiş ve bu devlet sınırları içinde siyasi statüsüz bırakılması meselesidir. İtirazımız da bunadır. Bunun sadece tarihi bir haksızlık olduğunu değil, bunun insanlığa karşı işlenmiş bir suç olduğunu söylerim ben. Bu bir jenosid sürecidir. Bir halkın ulus-ülke gerçekliğini ortadan kaldırma faaliyetidir. Faaliyetin o dönemki asli sorumluları Britanya ve Fransa’dır. ABD buna sessiz kalmıştır. Sovyetler zaman zaman sessiz kalmış, zaman zaman Cemiyeti Akvam’a itiraz etmiş ve ama Kürdistan’ın bu haline isyan etmemiştir. Bu sorun oluşurken bir dünya meselesi ve devletlerarası bir sorun olarak oluşmuştur. Fuad Onen
siyaset bilimden farklı olarak doğruları arama peşinde değildir. Siyasal mücadele toplumsal doğruları ya da doğadaki doğru bilgiye ulaşma faaliyeti değildir. Siyasal mücadelelerin esası kişi, grup ya da partilerin kendi doğrularını gerçekleştirmesidir. Kendi doğrularını egemen hale getirmesidir. Bu noktada siyasetle bilim çok farklı iki alandır ve genellikle bunlar karıştırılır. Fuad Onen