Okumaya ayırdığı saatler sağlıklı bir düzine gözü bozucak kadar uzundu, fakat onun gözleri güçlüydü ve son derece zinde bir beden tarafından destekleniyordu. Dahası, zihni nadasa bırakılmış toprak gibiydi. Hele kitaplardaki kurumsal, soyut düşünceler açısından zihni tüm yaşamı boyunca hep boş kalmıştı ve artık ekilme vakti gelmişti. Aklı daha önce inceleme araştırmalarla hiç yorulmadığından şimdiki kitaplardaki bilgileri zihninin keskin dişleriyle ısırıp sıkıca tutuyordu.
O kızların teklifi süfli, basit, usandırıcı ve yavan zevklerden ibaretti, bir mezar kadar dardı ve sonunda mezarlık vardı. Fakat azizenin gözlerinin teklifi gizemle, akla hayale gelmedik mucizelerle ve ebedi yaşamla doluydu.