Üsküdar’dan entariyi kaldırmak, Merkez Kumandanlığı koğuşunda kadın döndürmemek yahut sokakta aynı arabaya binen kadın ve erkeklerden karı-koca vesikası sormamak, hemen hemen inkılapçılık gibi ileri hareketlerdi. Gözleri Mustafa Kemal gününde açılmış olanlara, 1913 avuntuları ne kadar gülünç gelir.
Mücbir sebep! Bazen bir deprem, bazen de bir kalp kriziydi. Benim içinse, hayatın toplamıydı. Hayatın kendisi mücbir sebepti! Bitmeyen bir depremde bitmeyen bir kalp krizi ile yaşıyordum.
Ben sokağa çıktığımda herkesin tanrı olduğu bir dünyadaki tek ölümlüyken, kendimi kapattığım duvarların arasında o tanrıların tanrısıydım… Aslında her şey bir mesai meselesiydi. Benim, tanrıların tanrısı olmaya zamanım vardı, hepsi bu. Diğer insanlarsa, birlikte yaşamanın bütün yan etkilerine maruz kalıyor ve sahip oldukları gücün çoğunu birlikte yaşayabilmek için harcıyorlardı.