Beril

Kendimi keşfetmem de insanlardan nefret etmem aynı zamana denk gelir. Kendimi tanıdıkça insanları tanıdım. İnsanları tanıdıkça kendimi daha fazla keşfettim. Hoş olmayan şeyler. Yalan, dolan, alçaklık, iki yüzlülük, dalavere, hainlik... Kendimi keşfettiğimden beri de o kadar çok şeyi gömmüştüm ki. Aşklarımı gömdüm, arkadaşlarımı gömdüm, değerli şeyleri, maneviyatı yüksek olduğuna inanılan değerleri. Bu kadar çok şey gömerken beni de gömmüşler de elbette.
Alıntı
Reklam
Alışacaktı bu olanlara nasıl olsa, insandı, insanın en büyük lanetliydi alışmak. Ona, buna, şuna alışmak, en sonunda alışmaya alışmak.
Alıntı
Bir sürü şeye canım yanıyor, Bir sürü şeye küfür edesim var. Bir şeylere kırgınım ama neye olduğunu bilmiyorum. Aslında o kadar çok kırgınlığım var ki seçemiyorum en ağır kırgınlığım hangisidir. Böylece ben de kendimi kış rüzgarlarına bırakmış gibi davranıyorum. Kırgınlığım olduğunu biliyorum ama ne olduğunu bilmemezlikten geliyorum. Dünyanın çivisi çıkmış ve göğüs kafesine batıyordu. Bu kalbimdeki anlamlandıramadığım acı bu yüzdendi. herkes kelebeğe vurgun olurdu, çok severdi ama tırtılın yüzüne kimse bakmazdı. Ben de gider tırtıla aşık olurdum. Tavırlarımdaki hastalık buydu.
Alıntı
Çaykovski'den bir şeyler çalmaya başladıktan sonra vücudumun dayanma eşiğinden birkaç adım yukarıda olan bir ölçüdeki sıcak suyun altına girdim. Bunu yapmayı seviyordum. Sanki ruhuma yapışıp kalan günahlarım akıp gidiyordu karanlık düşüncelerimle birlikte. beynimin içinde Keskin düşünceler var. Çaykovski'nin çaldığı keman kulaklarımın içinden girip bu düşüncelerimi sıkıştırıyor ve düşüncelerim kafatasına baskı yaptıktan sonra gözlerim kanıyor.
Alıntı
Reklam