Küçük çocuk, kendini öykündüğü tüm büyüklerine göre daha aşağıda duyumsayarak bilmeden her şeyi kendine alır. Böylece büyüklerin dünyasından bir basamak aşağıda kendine göre ayn bir dünya oluşturur. Yeni yetişmekte olan genç ise tersine, yeni gelişmekte kişiliği sayesinde kendini büyükleriyle eşit sayar, ama kendinde ortaya çıkan yeni yaşamıyla
da onlardan ayrı sayar. O zaman olması gerektiği gibi onları geçmek ve dünyayı tümüyle dönüştürerek onlan şaşırtmak ister. Bu nedenle delikanlılık çağının yaşam sistemleri ya da planları aynı zamanda cömertçe duygularla, özverici taşarılarla ya da gizemci kaynaşmalarla, büyüklük hastalığının ve bilinçli benmerkezciliğinin kaygı vericiliği ile doludur.
... başarılar çocuğun isteklerini artırırken, başarısızlıklar, geleceğe ilişkin edimlerin arzusunu azaltıyor. Bundan çıkan sonucu birey yavaş yavaş kendine mal ediyor ve bunun tüm gelişme üzerinde büyük etkisi olabilir.
Özellikle kimi kaygılar, gerçek ve özellikle de düşsel başansızlıklara
yol açıyor.