Çiçek de benim,
Çiçekli günler de.
Güzel düşündükçe güzeli çağırırım.
İyi olan ne varsa gönlümü açarım.
Neye inanırsam onu yaşarım.
Yolda benim yolcuda...
Hangi nurdandır bilmem sesin;
dokunur da kalbime, bir çağ başlar.
Hangi dildendir bilmem hitabın;
duyulmaz kulakla, ama içimde yankılanır.
"Gel" dersen, dağlar erir ayaklarımın altında;
gök eğilir, secde olur alnıma.
Yeryüzü aşkıma şahittir,
şahittir aşkı yaratan Mevla.
Aşkla yanmak, yanmamanın kefaretidir.
Sevdan, elli yedi denizi serper bağrıma
bir bir dökülür gökten yıldızlar,
gözlerim değdiğinde sana.
Dizinden gayrı hiçbir han, konak değildir bana.
Her gözyaşım Kevser'e düşen bir damla,
kan diye damarlarına,
nefes diye soluğuma seni katmış Mevla.
Hangi hikmettendir bilmem bu aşk;
artar yandıkça, taşar sustukça;
bağrım açılıp da genişlesin diye
inşirah kıldı seni bana Mevla.
"Eğer onlardan biri, ya da her ikisi senin yanında ihtiyarlık çağına ulaşırsa sakin ha onlara "öf! bile deme; onları azarlama! Onlara tatlı ve güzel söz söyle. Onlara merhamet ederek tevazu kanadını indir ve de ki: Rabbim! Tıpkı beni küçükken koruyup yetiştirdikleri gibi sen de onlara acı."
İsra suresi 23,24