Bu kitabı okumaya başlarken sosyal medya olsun burası olsun okuduğum çoğu inceleme bu kitabın için bir şaheser olduğunu söylüyordu. İncelemeye başlamadan önce söyleyeyim maalesef şaheserşiğin yakınından bile geçmiyor.
Kitabımız Maya isimli kocasından ayrılan ve ergen oğluna bakan bir annenin üniversitesi için Alman bir profesörü ağırlamasıyla başlıyor ve oradan profesöre Türkiye de eşlik eden Maya nın onun hayat hikayesini öğrenmesiyle birlikte geçmişteki bazı olaylara ışık tutarak anlatıyor.
Açıkçası kitabın bir şeyini öveceksek sadeliği olmalı diye düşünüyorum. Yazı dili ağır olmadığı ve anlaşılır olduğu için anlatılan şeyin saçmalık olduğunu düşünsenize bile kitap bir şekilde kendini okutuyor. Bu ne kadar + puan olarak elimizde bulunsa da kitabın popülaritesini karşılaşamıyor. Çünkü bir edebi şaheserle de karşılaşamıyoruz.
Elimizdeki kitap tam olarak batı da yaşayan sevimli hümanist insanlar için yazılmış ve bunu ilk 50 sayfada direk belli ediyor. Maya karakteri bilinçli, zeki ve özgüvenli bir kadın olarak yazılmış ama bunun bir önemi var mı bilmiyorum çünkü Maya'nın fikir tartışmasına girdiği her karakter de Maya onlara alttan alta laf soksun diye yazılmış. En basitinden abisi. Mesela böyle bir kitapta bir türk subay yer alınca Ermeni olaylarını birde Türklerin gözünden okumak istiyor insan ama yazar sağolsun kitapta Türkiye türklerinin dertleri çok sallanmadığı için ve tarih sahnesinde yer alan olaylarda eleştiriler sorumlu bütün devletlere yapılsa da yazıda ufak bir ekstra eleştiri her zaman da buraya(Türkiye) yapıldığından okurken insan bu eserin biraz taraflı olduğunu düşünüyor. Elbette hiçbir devlet masum değildir ama o kadar olayda kitapta Türkiye'ye sanki ekstra bir eleştiri varmış gibi geliyor. Hele özellikle Maya'nın Babaannesinin ebeveynlerinin Ermeni