O müttakîler ki bollukta da darlıkta da Allah yolunda harcarlar, kızdıklarında öfkelerini yutar, insanların kusurlarını affederler. Allah da böyle iyi davrananları sever.
Al-i Imran Suresi 134. Ayet
Sadece Dünya hayatını hesaba katmak ve onun menfaat veya mazarratı düşüncesiyle hareket etmek insanları korkaklaştırırken, Âhiret’ e lâyıkı veçhile iman etmek, cesareti arttırıcı bir rol oynamaktadır.
Bu bakımdan hâricî şartların aleyhte bir gelişme gösterdiği zamanlarda korkaklık, dâvalara pek pahalıya mâl olan bir büyük kusurdur. Böyle zamanlarda cesâret, izâfî olarak daha büyük bir değer iktisab eder ki, zamanımız da böyle zamanlardan biridir.
Bazı insanlar aklî melekeleri birbirlerine karıştırırlar. Meselâ zekâyı, hâfıza ile karıştıranlar çoktur. Halbuki hâfıza beyindeki bilgileri muhafaza melekesi demek olduğu hâlde, zekâ “intikal sürati”ni ifade eder. Böyle olmayanlara zihnen batî, yani yavaş kavrayışlı denilir. Şu vasfı itibariyle zekâ, akıl demektir.