Gerçekliğine inanılmayan bir kadın…
Her yere yetişip kendine geç kalan,
Aldığı her yara izinde tebessümü daim olan…
İnsanlığın özü sevgiyle yoğrulmuşken
nasibine kan emiciler düşen bir kadın.
Bir gün yok olur.
Zaman akar, lakin o durmaya devam eder.
Ne zaman herkese sunduğu anlayış ve sevgiyi
kendisine çevirmeye başlarsa,
gerçek olmadığına inanılan o kadın
uyanır.
Yolu dikenlidir;
her adımı nefesini keser.
Ama değersizliğin dipsiz çukurunda
yaşayan bir ölü olmayı bırakmayı seçmiştir.
Her günü bir mücadele,
her günü kendine kavuşma…
Bazen “tamamım” der,
ağır darbeler bulunduğu yeri hatırlatır ona.
Ve o bilir:
tek kurtuluş yolu yürümeye devam etmektir.
Dışarıdan baharda açan çiçekler gibi
güzellikler saçar.
İçeriden ise
suya hasret, güneşte yanan bir kaktüstür.
Ama o vazgeçmedikçe
açılır… açılır…
Kimseler bu değişime inanmaz.
Elâlem derken,
dipsiz kuyuda görünmeyen varlığı