Berna Yayla

Berna Yayla
@BernaY_
Bu hesap; kitaplar, düşünceler ve içsel yolculuklar için bir duraktır. Yalnızca kitap tartışmaları ve dünya görüşü paylaşımlarına açık. Sınırlarına saygı gösteren, samimi ve seviyeli mesajlara yanıt verilir.
Pişmanlık Denizi
Puan vermedi·163 syf.··
2026 12. kitabı
·
8 günde okudu
·
Okunma: 25 Nisan 2026 08:15
Kişiler kendi travmaları içine hapis olmuşlardır. En yakınları onların nefes alma yerleri olur. Lakin bu duruma tahammül seviyeleri azalan sevdikleri ilk fırsatta kendilerine çıkış bakar. Süsen ve Karagül , sevdikleri yanında olsun istediler. Ve onların ilk yoklukları ile yüzleşince bunu kaldıramayıp kendi hayatlarına son verdiler. Sevdiklerinin yaşarken ölmesini sağlayan ceza onların intiharı oldu. Geri de pişmanlıkları içinde hapis olacak Safir ve Emir kaldı. Hayat taşıyamayacağın yükü sana verir . Senden de devam etmeni bekler. Ölüm bu acıyı çekmenin yanında kurtuluştur. Lakin yaptığın hatanın cezasını çekmen gerektiğini düşünürsün. Denizin en dibinde nefes almak gibidir yaşamak…
Duygu ve Düşünce
Taş - Kağıt - MakasAyfer Tunç · Yapı Kredi Yayınları · 2023353 okunma
Reklam
Eşekli Kütüphaneci: Kardeşliğin Kitapla Kurulan Köprüsü
Puan vermedi·147 syf.··
2025 26. kitabı
·
4 günde okudu
·
Okunma: 06 Ağustos 2025 20:59
Bir gezginin ailesinin geçmişine yaptığı bir seyahatle başlayan hikâyemiz, iki halkın yürek burkan ayrılığına ve sonrasında yeniden buluşmalarına tanıklık eden, derinlikli bir biyografik eserdir. Bu yolculuk, kardeşliği unutturan yılların ardından, insanlık onurunu ve ortak değerleri kitaplarla yeniden örüyor. Dimitros, ailesinin isteğiyle Türkiye’nin Ürgüp bölgesine gelir. Görevi sadece geçmişe saygı sunmak değil; aynı zamanda mantı yemek gibi sembolik istekleri yerine getirmektir. Ancak “Nerede mantı yiyebilirim?” sorusu, onu beklenmedik bir sıcaklığın içine taşır. Yolunun kesiştiği Aziz Baba, cana yakınlığı ve dürüstlüğüyle Dimitros’un kalbinde yer eder. Kısa sürede onu evine, ailesine ve kasabaya misafir eder. Dimitros’un hikâyesi Aziz’in ailesine ulaşır. Ailenin büyüklerinden biri olan Mustafa Güzelgöz, duyduğu ismin ardından içinde derin bir sızı hisseder. Dimitros, mübadele döneminde (1920–1924) Yunan topraklarına gönderilen eski komşularının torunudur. Bu tanışma, geçmişin buruk hatıralarını umutla birleştirir. Mustafa Güzelgöz, halk arasında Eşekli Kütüphaneci olarak tanınır. Sıradan bir memuriyetten öteye geçen hayatı, insanların karanlıkta kalmaması için mum yakma azmiyle doludur. Kütüphane memuru olduğunda fark eder ki kimse kitap okumaya gelmemektedir. Bunun üzerine kitapları halkın ayağına götürmeye karar verir. Ama nasıl? Çözüm; eşeklerdir. Kaymakamlıktan aldığı izinle kasabadaki eşeklerle birlikte köy köy dolaşır. Gözlerinizi kapatın ve peri bacalarının gölgesinde, bir adamın eşek sırtında kitap taşıdığını hayal edin… Bu yalnızca bir manzara değil; aydınlanmanın sessiz devrimidir. Başlangıçta halk çekingen ve hatta karşıdır. Ama azimle devam eder ve sonunda 30’dan fazla köyde küçük kütüphaneler kurar. Bu da yetmez; halkı kooperatifleşme konusunda
Eşekli KütüphaneciFakir Baykurt · Literatür Yayınları · 201018,3bin okunma
Pusulasını Kaybeden Denizci – Martin Eden
Puan vermedi·517 syf.··
2025 25. kitabı
·
10 günde okudu
·
Okunma: 01 Ağustos 2025 01:40
Martin, yirmili yaşlarında, hayatını denizlerden kazanan bir gençtir. Herkese rağmen iç sesini dinleyerek yaşar. Yaşamı kendi kurallarıyla algılayan, toplum kalıplarına uymayan biridir. Onun hayatındaki kırılma noktası, sokak kavgasında tanımadığı bir adama yardım etmesiyle başlar. Bu yabancı Arthur’dur. Onu evine davet ederken niyeti farklıdır; fakat beklenmedik bir şeyle karşılaşır. Martin, o evde kendini ait hissetmez. Yanlış bir yerde olduğunu hisseder. Ta ki Ruth’u görene kadar… Ruth’u görür görmez büyülenir. Onda başka hiç kimsede olmayan bir enerji, bir çekicilik vardır. Ruth’la sohbet ettikçe çevredeki güzellikleri fark etmeye başlar. Ufku genişler. Ancak aralarındaki kültürel ve sosyal uçurum Martin’i daha da tetikler. Ruth ise bu “yabani” gence karşı karmaşık hisler içindedir; onu sevdiğini sanır, ama aslında onu terbiye etmek ister. Ruth, kendi dar dünyasının kurallarına sıkı sıkıya bağlı, yaşam amacı olmayan bir genç kızdır. Martin bu yemek sonrası kendini zavallı ve eksik hisseder. Kendini geliştirmek için kitaplara ve kütüphanelere sarılır. Dünyası artık üç şeyden oluşur: Ruth, kütüphane ve kitaplar. Martin, elindeki son paralarla geçinmeye çalışır. Ablasının evinde, eniştesinin baskılarına rağmen kitap okumaya devam eder. Çevresindeki herkes onu işe girmeye zorlar. O ise kalbinin sesini dinler. Bir noktada para biter; Ruth’tan uzak kalmamak için çamaşırhanede çalışmaya başlar. Ancak ağır şartlar, onun entelektüel gelişimine ket vurur. Üç ayın sonunda işi bırakır. Onunla birlikte çalışan Joe da istifa eder. Martin, Joe’yu sever, ama yolları ayrılır. Daha sonra Maria’nın yönettiği bir eve taşınır. Maria, onu hem çocuğu gibi görür, hem de anlam veremediği bir sevgiyle bağlanır. Ruth ile gizli bir nişan yapılır. Martin hâlâ eserlerini Ruth’a okuyarak
Martin EdenJack London · Türkiye İş Bankası Kültür Yayınları · 2025135,2bin okunma
Bir Umudun Lanete Dönüşümü “İnci”
Puan vermedi·102 syf.··
2025 23. kitabı
·
7 günde okudu
·
Okunma: 15 Temmuz 2025 17:05
Kızıldereli bir aile geçimini balık tutarak saglıyor. Bir gün ilk ve tek çocuklarını akrep sokuyor. Bu yoksulluğun içinde açgözlü doktor çocuğa dahi bakmadan aileyi kovuyor. Çocuklarının iyiliği için ince bulmaya çıkan aile denizde eşi benzeri olmayan bir inci buluyor. Kasaba da bu büyük olayı ve onun hakkında hayaller kurmaya başlıyor. Hemen doktor geliyor, sonra inci satılırsa eline geçecek para ile ilgili planlar yapılıyor. Kıno ve ailesi, çarşıya inci alıcılarına gidiyor. Tabiki hepsi birbirine bağlı dolandırıcı alıcılar bunlar. Kıno , yapılan sahtekarlık karşısında şehre gidip satacağını söylüyor. Bu ailenin tek derdi, akşam aç uyumamak iken bebeğini akrep sokması sonrası ve bulunan inciyle beraber. Kasabanın açgözlü ve kıskanç insanları oluyor. Aileden kalma kayık delindi, gece kino’yu öldürmeye çalıştılar, evleri yakıldı. Bu olaylardan sonra abisi onları gizlice kasabadan kaçıldı. Lakin peşlerine inci için 3 tane adam takıldı. Korkarak ilerlediler ve sonunda dağın tepesinde bir saldırı gerçekleşti. İlk atılan kurşun bebeği öldürdü. Kıno, bu yaşadığı süreçte kendini kaybetti ve orada gelen herkesi öldürdü. Eşinin ağıt yakan sesini duyunca da her şeyin bittiğini kabul etti. Çocuklarının yaşaması için ettikleri dua, onu kesin şekilde ellerinden aldı. Kasabaya geri döndüler, ama onları görende verdikleri duygular onları farklı bir statüye çıkarmış ve insanların uzak durmasını sağlamıştı. Kıno eşiyle beraber denize dönüp ugursuz inciden kurtuldu. Lakin artık ikiside eski kişiler değildi. Bu kitap insanların açgözlülüğünü ne kadar ileri götürebileceğini, Sisteme aykırı hareket edersen bu sistemi idare edenlerin seni yok ettiğini, Aile için mücadele ederken insan olmayan güce sahip olabiliyor. Masum canların ; pislik, iğrençlik ve çürümüşlük kokan bir yaşamda bazı
İnciJohn Steinbeck · Sel Yayıncılık · 202349,9bin okunma
Bir Portreye Sığan Ruh: Dorian Gray’in Dönüşümü
8/10
·280 syf.··
2025 22. kitabı
·
9 günde okudu
·
Okunma: 09 Temmuz 2025 02:25
Her şey Basil’in atölyesinde, Dorian’ın portresini yapmasıyla başladı. Basil, onun güzelliğine ve masumiyetine öylesine hayrandı ki, bu duyguyu fırçasının her darbesine yansıttı. Ancak Dorian’ın hayatını asıl değiştiren, Lord Henry oldu. Onun çekici ama zehirli fikirleri Dorian’ın zihnine işledi. Gençlik ve güzelliğin geçici olduğunu, dünyadaki en kıymetli şeyin bu ikisi olduğunu söylediğinde, Dorian bu sözlere öylesine kapıldı ki, henüz tanımadığı bir karanlığa dilek tutarak adım attı: “Keşke hep bu portredeki gibi kalsam… Yaşlanacak, değişecek olan o olsun.” Dorian’ın trajedisi de böyle başladı. Bir tiyatro oyuncusuna âşık oldu. Aşkını arkadaşlarına tanıttı. Ama kızın sahnede başarısız olması, onun gözündeki tüm değerini yitirmesine yetti. Genç kadını yüzüstü bıraktı. Ertesi gün, onun intihar ettiğini öğrendiğinde, hayatının ilk kırılma noktası yaşandı. Basil ve Lord Henry farklı yollar önerdi ona: Biri vicdanıydı, diğeri arzusu. Dorian, ne yazık ki arzuyu seçti. Ve günahlarla örülü bir hayatın kapısını araladı. Portresindeki ilk değişikliği fark ettiğinde, dileğinin gerçekleştiğini anladı. Güzelliği baki kalmıştı; ancak tablo, ruhunun her lekesini taşımaya başlamıştı. Bu yüzden onu çatı katındaki bir odaya kilitledi. O andan itibaren Dorian dışarıda herkesin hayran olduğu, yakışıklı, zengin ve etkileyici bir adama dönüşürken; içindeki çöküş o tablonun çehresine kazınıyordu. Zamanla Dorian, çevresindekileri de karanlığına çekmeye başladı. Masum, iyi niyetli insanları etkiliyor, onları ahlaki sınırların dışına sürüklüyor, sonra da arkalarında yıkık hayatlar bırakarak yollarına devam ediyordu. Bir bakıma, şeytanın yeryüzündeki temsilcisine dönüşmüştü. Dorian’ın kendisi bile itiraf ediyordu: “Masum olanı yoldan çıkarmak… en tatlı zevk.” Tablodaki suret ise artık
Dorian Gray'in PortresiOscar Wilde · Can Yayınları · 201899,2bin okunma
Reklam