Dünyada çok sessiz bir şekilde gerçekleşebilecek en büyük tehlike; kişinin, sanki daha önce hiç olmamışçasına, kendini kaybetmesidir. Başka hiçbir kayıp bu kadar sessiz sedasız gerçekleşmez; diğer her kayıp -kol, bacak, para,eş, vs- muhakkak farkedilir.
Kierkegaard insanların kendileri hakkında düşünmemeyi seçtiklerini, "onlar için hakiki olan hakikati" keşfetmek yerine hayatlarını rahatça düzene sokan dışarıdan verilen hakikatleri tercih ettiklerini gözlemlemişti.
Okura hakikati bir kitapta bulmamasını, kendi hakikatini aramasını söyleyen bir kitap nasıl yazılabilir? Böyle bir kitap, yazılmış olması ile bir çelişki ortaya çıkarmaz mı?
Hayal alemindeki gezintiler, imkanlarla flörtleşmeler, hislerin ve duyumların sunduğu ilginç dünya yansımalarıyla donatılmış estetik evre, kişinin insiyatif alıp bir söz vermesi ile, kendisini bir şeye adamasıyla, hayatına kattığı bir bağlılıkla aşılır. Etik evre ise verilen bir taahhüdü ve onunla gelen sorumluluğu merkez alır.