Güçlü ve zayıf yanlarımızın nerede olduğunu araştırınca her şekil de yarar sağlamaya çalışmak için göze çarpan doğal yeteneklerimizi geliştireceğiz, kullanacağız ve hep uygun ve geçerli oldukları yere yöneleceğiz fakat doğamız gereği yeteneğimizin az olduğu şeyler için çaba harcamaktan bütünüyle ve kendimizi zapt ederek sakınacağız; beceremediğimiz şeyi denemekten kaçınacağız. Sadece bu noktaya ulaşan kişi her zaman tam bir dirayetle tamamen kendisi olur ve kendinden ne bekleyebileceğini bildiği için asla hayal kırıklığına uğramaz. Bunun sonucu olarak sık sık güçlü yanlarını hissetmenin sevincini yaşar ve zayıf yanlarının hatırlatılmasının acısını nadiren deneyimler -sonuncusu belki de en büyük ruhsal acıya sebebiyet veren onur kırıcı bir durumdur. Bu nedenle insan, talihsizliğinin kendi beceriksizliğiyle apaçık yüzleşmeye çok daha iyi katlanabilir.
..dünyaya mutluluk ve zevk beklentisiyle dolu olarak adım atarız ve kader bizi hoyrat bir şekilde yakalayıp hiçbir şeyin bizim olmadığını, her şeyin ona ait olduğunu gösterene kadar bunu gerçekleştirmeye yönelik o aptalca umudu koruruz