Yalnız bir defa, çok zamanı olan biriyle karşılaştım. Halinden yakınmıyordu, ama yoksul, pasaklı ve darmadağın bir adamdı. İnsanlar onu gördüler mi uzağından geçiyorlar, hiç saygı göstermiyorlardı. Bir türlü aklım basmadı bu işe, halbuki sakin sakin yürüyordu. Gözlerinde rahat, dostça bir gülümseme vardı. Nedenini sorduğumda yüzü asıldı ve acıyla, “Zamanımı doğru dürüst kullanmayı bir türlü öğrenemedim, bu yüzden yoksul ve hor görülen bir serseriyim” diye dert yandı. Bu insanın zamanı vardı, ama yine de mutlu değildi.