📚🔔 Tatil zili çaldı!
Bir yıl boyunca verilen emeklerin ardından şimdi dinlenme, keşfetme ve yeni maceralara atılma zamanı. 🌞
Bu yaz bol kahkahalı, bol anılı ve elbette bol kitaplı geçsin. Tüm öğrencilere keyifli tatiller diliyoruz! 💙📖
Adalı kardeşlerim, uyanık ve aydınlık zihinli olmalıyız. Çünkü Papalagi’nin tatlı bir muz gibi görünen sözleri aslında içimizdeki sevinci ve ışığı yok etmeye çalışan gizli bir mızraktan başka bir şey değildir. Büyük Ruh’un “şeylerinden başka çok az “şey”e ihtiyacımız olduğunu unutmamalıyız. Büyük Ruh kendi “şey”lerini görebilmemiz için bize göz verdi. Üstelik bunların hepsini görmeye bir insan ömrü bile yetmez. Beyaz adamın ağzından çıkanlardan daha büyük yalan yoktur. Neymiş, Büyük Ruh’un “şey’leri işe yaramazmış da bir tek kendi “şey”leri işe yararmış. Sayıca onca çok olan, şimşekler, kıvılcımlar çaktıran, göz süzen, kendi kendini allayıp pullayan o “şey”ler, acaba hangi Papalagi’nin bedenini daha güzelleştirmiş, hangi Papalagi’nin gözlerini daha parlak, zihnini daha berrak yapmış? Bütün bunlar asıl Papalagi’nin “şeylerinin bir işe yaramadığını gösteriyor. Kısacası, onun bize söyledikleri, bizi zorlamaya çabaladığı her şey kötü ruhun zehre bandırılmış düşünceleridir.
Eğer bu alçakgönüllü kardeşinizin sözlerine inanır, söylediklerinin gerçek olduğunu düşünürseniz, bilin ki para kimseyi ne daha mutlu ne de daha neşeli yapar. Yaptığı tek şey, insanın yüreğini kötü bir karışıklığa sürüklemektir. Parayla hiç kimseye yardım edemezsiniz; onu daha mutlu, daha güçlü ve neşeli kılamazsınız. Bu yuvarlak metali ve ağır kâğıtları en büyük düşmanınız olarak görün ve ondan nefret edin.
Biz kardeşlerim, biz hepimiz yoksuluz. Bizim ülkemiz güneşin altındaki en yoksul ülke. Bizde öyle kutuları dolduracak kadar yuvarlak metal ve ağır kâğıt bulunmaz. Bizler Papalagi’nin düşüncesine göre zavallı dilencileriz. Ama ben sizin gözlerinizi varlıklı efendinin gözleriyle karşılaştırdığımda, sizinkiler neşeyle, güçle, yaşamla, sağlıkla büyük bir ışık gibi parıldıyor, onunki ise sönük, solgun ve yorgun kalıyor. Sizin gözlerinizdeki parıltıyı yalnızca, henüz konuşmayı beceremeyen çocuklarda gördüm orada. Çünkü daha paradan haberleri yoktu. Şükredelim ki Büyük Ruh bizi aituya6 karşı korudu. Para bir aitu* dur. Onun yaptığı ne varsa kötüdür çünkü. Elini paraya değdiren onun büyüsüne kapılır, onu seven tüm yaşamı boyunca gücünü ve mutluluğunu paraya hizmet etmek için harcar. Biz, konukseverliği, uzattığı her meyve için bir alofa7 bekleyenleri hor gören geleneklerimizi sevelim. Birinin her şeyi varken, diğerinin hiçbir şeyi olmamasına izin vermeyen geleneklerimizi sevelim. Sevelim ki, Papalagi gibi, kardeşi yanı başında keder ve acı içindeyken mutlu ve neşeli olmayalım.
Hastadır o, kaçıktır. Ruhunu yuvarlak metal ve ağır kâğıda adamıştır. Hiçbir şeyle yetinmez, gözü doymak bilmez. Kimseye kötülük etmeden, haksızlık yapmadan, geldiğim gibi göçüp gideyim şu dünyadan diye düşünmez. Hiç akiına getirmez ki, Büyük Ruh, kendisini yeryüzüne yuvarlak metal ve ağır kâğıtla getirmemiştir. Çok azı bu konuda kafa yorar. Çoğu, hastalıklarına bağlı kalır, yürekleri hiçbir zaman iyileşmez. Paranın sağladığı güçle mutlu olurlar. Tropik yağmur altındaki tembel meyveler gibi, kibirle şişinip dururlar. Kendi bedenleri yağ bağlasın, gelişip serpilsin diye, kardeşlerinin en kötü işlere koşmasından zevk alırlar. Bunu yaparken de vicdanları zerre kadar sızlamaz. O güzelim, soluk parmakları temiz kaldığı için mutlu olurlar. Başkalarının gücünü sömürüp, kendi işlerinde kullandıkları için ne başları ağrır, ne de uykuları kaçar. Bu paranın bir kısmını başkalarına verip onların işlerini kolaylaştırmak akıllarının ucundan bile geçmez.