Gazete aynı zamanda bir tür makinedir. Her gün yeni düşünceler üretir. Tek bir kafanın üretebileceğinden çok daha fazlasını. Ama bu düşüncelerin çoğu gururdan ve güçten yoksun zayıf düşüncelerdir. Kafamızı bol besinle doldurur, ama güçlendirmez. Kafamızı aynı şekilde kumla da doldurabilirdik. Papalagi de kafasını böyle işe yaramaz kâğıt besinleriyle yükler. Daha birini boşaltmadan bir yenisini yükler. Onun kafası kendi balçığında boğulan Mangrove bataklığı gibidir. İğrenç dumanların yükseldiği, sokucu sineklerin uğuldadığı, hiçbir yeşilin bitmediği, bereketin uzak durduğu bir bataklık.
Yalancı yaşamlar mekânı ve bir sürü kâğıt Papalagi’yi bugün hak ettiği yere getirmiştir: Gerçek olmayanı sevip gerçek olanı ayırt edemez olmuştur; yani suretini Ay’ın kendisi sanan, yazdı hasırı yaşamın yerine koyan güçsüz, kafası karışmış insanlar.