Körü körüne üstlendiğim suçu düşünmek canımı yakıyor. Ancak öyle yıkılmış bir haldeyken, karanlığın çatlaklardan içeri sızmasına izin vermemek imkansızdır. Keşke zamanın katmanlarına erişbilsem ve o eski Medusa’ya seslenbilsem. Keşke ona haykırabilsem: SUÇLU SEN DEĞİLSİN. Onu kollarıma alır, ona BUNU HAK ETMİYORSUN.BUNLARIN HİÇBİRİNİ HİÇBİR ZAMAN HAK ETMEDİN derdim.
Zihnim en büyük düşmanım olmuştu, onunla karşılaşmamızı tekrar tekrar, defalarca kez canlandırıyor, bu suçluluk duygusunu besleyebilmem için en ufak ayrıntının her bir parçasını didik didik ediyordu. İyileşmesine izin vermeden bir yarayı defalarca deşmek gibi. 
Zaman geçti, ben hemen hemen hiç farkına varmadım.
Acımın içinde debeleniyor, yaralı bir hayvan gibi yıkanıyordum onun içinde. Evcil bir hayvan gibi bakıcılık ediyordum ıstırabıma. Yanımda istediğim tek yol arkadaşıydı.