Bertha Mason

Bertha Mason
@Berthamason
Open your heart, ı’m coming home. open.spotify.com/track/7i9wHznK8...
Kadıköy, 16 Mart 1995
4494 okur puanı
Aralık 2020 tarihinde katıldı
Karmayı Bozdun, Sana Aferin!
7/10
·256 syf.·
2026 3. kitabı
Bir Varmış Bir Yokmuş Masal denince akla çoğu zaman iyilerin kazandığı, kötülüğün cezalandırılıp diğerlerinden net çizgilerle ayrıldığı dünyalar gelir. Yaygın kanının aksine sahici masal dünyasında bu netlik öyle kolay kolay vaki olmaz; iyi ile kötü arasındaki sınırlar bulanıktır, adalet pek çok kez gecikir ve bizler kurtuluşun ağır bir bedel taşıdığı karanlık bir evrenle baş başa kalırız. Isırgan Otu ve Kemik tam da böyle bir yerde duruyor: sessiz bir öfkenin, güç bela atılan adımların ve korkuya rağmen vazgeçmeyen bir yalnızlığın hikâyesi. Kahraman mitini parlatmak yerine onu söküp yerine daha sahici, daha kırılgan ama bir o kadar da dirençli bir insanı koyuyor. Yeni Bir Kahraman İnşası: Marra Bu anlatının merkezinde “seçilmiş kahraman” değil, kendi isteğiyle yola çıkmamış ama gitmek zorunda kalan bir kadın var.Marra’nın hikâyesi büyük zaferlerden çok, küçük ama ısrarlı adımlarla ilerliyor. Korku anlatıda asla tamamen yok olmaz; hatta çoğu zaman Marra onunla birlikte yürür. Bu yüzden anlatı, epik bir kurtuluş hikâyesinden çok, dayanmanın ve devam etmenin hikâyesine dönüşür. Gerçek Kötüler, Kanıksanmış Acılar Hikâyedeki kötülük de tek bir noktada toplanmaz. Açık bir canavardan ziyade, kanıksanmış bir hane içi şiddetin nasıl görmezden gelindiği üstüne şekillenir. Marra’nın ailesi -özellikle annesi- doğrudan zarar vermekten çok, olan biteni değiştirmemeyi seçerek bu suça toplumun nasıl iştirak ettiğini gösterir ki bu hikâyedeki rahatsızlığı daha gerçek ve daha tanıdık bir yere taşır. Başkasının Kuklası Olmak Kukla hancı gibi figürler ise insanın hayatının öznesi olmaktan çok sistem içinde edilgenleşmiş bireyin temsilidir. Burada mesele sadece fiziksel bir tutsaklık değil, travmanın ve korkunun insanı nasıl içselleştirdiği kavramlara evrildiğidir. Bu yönüyle
Isırgan Otu ve KemikT. Kingfisher · Eksik Parça Yayınları · 2024250 okunma
Ne Kadar Kitap Kurdusun?
0-30p: Kontrollü okuyucu 📖 40-70p: Hafif bağımlı 👀 80p+: Geçmiş olsun, kitaplar seni ele geçirmiş 😅
Kadının Öfkesi
10/10
·480 syf.·
2025 32. kitabı
Avcı Autonoe ile Çoban Aristaios’un oğlu olan Thebaili avcı Aktaion kendisinin ne menem bir avcı olduğunu ispata çalışırken kendini Tanrıça Artemis’in fevkine çıkarınca tanrıçanın tüm hiddetini üstüne çeker.Bu cüret yetmezmiş gibi ormanda geçirdiği bir gün derede yıkanan tanrıçayı gizlice izleyince Artemis’in sabrı tükenir, namı arşa çıkan hiddetini göstermekten geri durmayarak -mutat hünerini sergiler ve gaflete düşmüş ölümlüyü kendi köpeklerinin peşine düşüp parçalara ayıracağı bir geyiğe dönüştürür. Bilinmelidir ki tanrılarla aşık atacak kadar kendi seciyesinden bihaber olan faninin, günün sonunda insandan da aşağı bir merhaleye düşüp alaşağı edilmesi, tüm azametiyle gökyüzündeki görkemli tahtlarından ademoğlunun haline bakıp keyiflenen tanrılar için içten bile değildir. https://1000kitap.com/gonderi/283473974 Şan ve Şöhret Klytos : Meşhur Şanlı Mnester: Aşık, düşkün Klytaimnestra: Şan ve şöhreti arayan Leda ile Tyndareos’un kızı olan Klytaimnestra, Sparta’daki diğer kardeşleri gibi ailesi tarafından oldukça katı bir disiplinle yetiştirilir.Annesi tarafından aç bırakılır, öyle zamanlar olur ki günlerce gün ışığını göremez, hatta gaddar bir kahin tarafından acımasızca kırbaçlanır.Bir uçurum dibindeki cansız yatan insan bedenleri onun için bilindik bir manzaradır.Duygularını göstermek acizlik belirtisidir, ağlamanın bahsi dahi açılmaz.Tüm bunlar güçlü bir kadın olması ve ilerde güçlü çocuklar doğurması için gereken bir dizi önlemmiş gibi aldatıcı bir saikle geçiştirilir.Ona biçilen roller öylesine acınasıdır ki! https://1000kitap.com/gonderi/283388463 Soylu bir kralla evlenip babasının kuracağı siyasi ittifakların garantiye alınması için buna önayak olan bir uzlaşı nesnesi.Sorun çıkarmayan, darbelere dayanan, rıza göstermediğinde sonuçlarına katlanan. “Dünyanın
KlytaimestraCostanza Casati · İthaki Yayınları · 2025152 okunma
Yazık Olur Esme'ye!
10/10
·102 syf.·
2025 8. kitabı
Yaşar KemalYaşar Kemal, Klasik Yunan Tragedyası’nın iki önemli arketipini, bereketli Çukurova topografyasına uyarlayarak , onları gayriiradi bahtsızlığımızın tecelli edişinde tekrar görmemizi ve bu arkaik putları bir bir alaşağı etme gayretini ortaya koyuyor. Hasan, annesinin aşığı tarafından öldürülen babası Halil’in intikam ateşiyle yanarken, benzer sebeplerle annesini öldürdüğü için acımasız erinysler tarafından cezalandırılan OrestesOrestes’e benzer. Babasının yerini, haliyle gücünü ve iktidarını ele geçirerek annesine sahip olmak isterken de Kral OidipusKral Oidipus’u getirir akıllara. Kahramanımız roman boyunca bu iki karşıt duygu arasında gider ve gelir. Bununla beraber Hasan’ın yaşadığı karmaşık duygulardan bağımsız, yaşadığı topluluk onun yaşadığı yıkımdan annesi Esme’yi sorumlu tutar. Çomak sokulmuş bir arı kovanı gibi uğuldamaktadırlar köy ahalisi karanlık niyetlerini Hasan’ın kulağına; Esme ölmeli! Değil midir ki bir kadındır Esme, yazgısı bellidir baştan, kalemi kırılmıştır! Tıpkı Hasan gibi, babası gözleri önünde bir Cuma namazı sırasında öldürülen Yaşar Kemal Esme’ye kendi anacığının ruhunu katmıştır desek, yanlış olmaz.(Bunun içindir ki öldürüleceğini bildiği halde vazgeçmez oğlundan Esme.) Bu tarz otobiyografik dokunuşlar, bu modern Anadolu destanını çağdaşlarından daha özel bir yere taşıyor. Gücü, tahakkümü ve iktidarı simgeleyen ataerkinin karşısında duran Esme sadece yitik bir kadın figürü olarak kalmıyor, aynı zamanda lağvedilen anaerkinin, akıl sır ermeyen hodbin bir yazgının da temsili. Eserde karşımıza aldığımız doğanın bozuk zembereğini işlemez hale getiren, bu çarpıtılmış ekolojik perspektifin işaret ettiği noktalara doğrudan temas eden çarpıcı noktalar var.(Hasan, annesinden
Yılanı ÖldürselerYaşar Kemal · Yapı Kredi Yayınları · 202028bin okunma
Pembe Prangalı Evimiz
10/10
·264 syf.·
2024 3. kitabı
Ergin çağına geldiği halde benliğindeki özgürlük ikileminin sancısını çeken günümüz modern kadını bu bunalımdan nasıl anlamlı bir varoluş pratiğine varır? Kitabın ana teması bu soru etrafında şekilleniyor ve yazarın kendi hayatından verdiği örneklerle hem müthiş bir özeleştiri, hem de çarpıcı bir itiraf niteliği taşıyor. “Keseli hayvanlar gibi, bir başkasını derisinin altında yaşamak isterdim. Emniyette olmayı, sıcak, bakılıp gözetliyor olmayı havadan hatta yaşamdan daha çok istiyorum. Beni şaşırtan bir olgu yeni değildi, oradaydı, uzun süredir benim bir parçamdı.” Bir yandan bugünün kazanımlarıyla kendi ayakları üstünde durmaya teşne, acarlıktan sakınmayan yüreğinin sesiyle hayat yolundaki ilerleyişini sürdüren, bir yandan da -kendi içinde- bu ilerleyişin “ona göre olmadığı, fazla riskli ve tehditkâr olduğunu” söyleyen örseleyeci iç sesinin üstesinden gelmeye çalışan kadının yaşadığı çelişkili hezeyanları çok çok az insan böyle açık yüreklilikle yazabilirdi. İster evinden hiç çıkmamış olsun, ister kariyer sahibi, hatta kent soylu eğitimli kesim olsun, başkalarının bakımı ve gözetimi altında olmaya yönelik derin arzu ve özgürlüğe duyulan bastırılmış korkular sosyal sınıf ayrımı gözetmeden her kesimden kadının benliğine sirayet etmiş vaziyette.Bireyi özgürlük yerine, bağımlılığa iten bu süreci tersine çevirmek içinse önce meselenin altında gizlenen yargıları tespit etmek gerekiyor, sonrasına ise bu cinsiyetçi tutumları daha gerçekçi ve adil olanlarla ikame etmek kalıyor.. Çalışan Kadın https://1000kitap.com/yazar/bell-hookshttps://1000kitap.com/kitap/feminizm-herkes-icindir--55750’de kapitalist sistem içerisinde yer eden çalışma olgusunun tek başına kadını özgürleştirmeye yetmeyeceğini, tam tersi çalışan kadınlar üzerindeki yükün -ev işleriyle alakalı görevlerin
Feminizm
Sindrella KompleksiColette Dowling · Afrika Yayınları · 2020969 okunma
Herkes için özgürlük!
10/10
·146 syf.·
2024 1. kitabı
Feminizm, çocukluğumuzdan beri kulaktan dolma bilgilerle özünden saptırılmış, medya aygıtları tarafından şeytanlaştırılarak artık modası geçmiş bir kavram olarak lanse edilse de tarihi mücadele ve ihtişamla dolu, güncelliğini koruyan bir akım olmayı sürdürüyor. Pek çok genç kadının sadece “kadın” olmasından sebep maruz kaldığı bir dizi toplumsal baskı-engelleme duvarını yıkıp, kendini gerçekleştirme yoluna girmesi de ancak isabetli bir feminizm tahlili ile mümkün. Keskin Bir Tanım Demagojiye mahal vermeyecek denli net ve keskin bir tanımla başlıyoruz; “Feminizm, cinsiyetçiliği, cinsiyetçi sömürü ve baskıyı sona erdirmeye çalışan bir harekettir.” Bir Afro- Amerikalı olan ve kendisini ‘vizyoner feminist’ olarak tanımlayan Bell HooksBell Hooks’un bu açıklamasıyla kafamda hız kazanan idrak süreci; tek bir soruda takılıyordu; Temelinde eşitlik talebi olan bir hareket neden bu kadar yok sayılmış ve pek de iyi niyetli olmayacak şekilde mânâsından uzaklaştırılmıştı? Bunun cevabı kuşkusuz, kadınlara uygulanan ayrımcılığın hala birer norm olduğu, ve toplumun büyük bir zafiyet içinde bu adaletsiz tutumu sürdürmekteki ısrar edişiydi. Hiçbir buz dağı, tek bir günde erimez, ve bizler köklü bir değişimi başlatmak istiyorsak önceliği kendi iç dünyamıza vermeliyiz, aksi takdirde böyle bir değişimde muvaffak olamayız zira içsel dünyamızın kapılarını zorlamak, dışardaki dünyaya müdahale etmekten çok daha zor ve meşakkatli. “Yüreğim kardeştir her zaman.” Kitapta en sevdiğim ve kendi adıma mücadele ruhunu yansıttığına en çok kani olduğum kısım; yazarın “kız kardeşlik” tasavvurundan bahsettiği kısımlar oldu. Bu tasavvur aynı zamanda cinsiyetçilik ve bundan doğan her türlü ayrımcalığa karşı feministlerin dayanışma içinde olmaları ve bu dayanışma ağını olabildiğince
Kadın
Feminizm Herkes İçindirBell Hooks · Bgst Yayınları · 20121,280 okunma