bana, siz kolaylık olsun diye askerliği seçmişsiniz general, deme cesaretini gösterdi, çünkü askerler size hiç mi hiç benzemezler, çabuk gerçekleşecek, sıradan tutkuların peşindedir onlar, kumanda gücünü değil kumandanlığı ellerinde tutmak isterler, bir şeyin değil birinin hizmetindedirler ve o yüzden de kolay kullanılabilirler, hele birbirlerine karşı, dedi; sözlerine katıldığımı göstermek için hafifçe gülümsedim, başka bir şey gelmedi elimden (…)
Sayfa 198 - José Ignacio Saenz de la Barra ve General
neden bu batağa saplandın sanki, diye sordu, neden ölmek istiyorsun ki Allah kahretsin; yabancı, en ufak bir alçakgönüllülük bile göstermeden, insanın yurdu uğruna ölmesinden daha büyük bir onur yoktur ekselans, demişti, general gülümsemişti, acımıştı, eşeklik etme oğlum, demişti, yurt demek sağ kalmak demektir, hepsi bu, sonra masada duran yumruğunu açmış, ona avucundaki ufacık misketi göstermişti, şu gördüğün meret, ya vardır ya yoktur, ancak avucunda tutuyorsan sahibi olursun, ulus da böyledir işte,
bu çürümüş guava kokan rüzgârla, bu pazar yeri kargaşasıyla, yoksulluğun şu anayurdunda karanlık inerken insanın içine çöken derin hüzünle boy ölçüşebilecek bir şey yoktu dünyada,
Sayfa 103 - Felaketten sonra Başkan’ın düşündükleri
(…) evet, bu bela ben Manuela Sanchez'in anısından kurtulayım, diye dünyanın başına geldi, Allah kahretsin, Tanrı'nın yöntemleri bizimkilere göre ne kadar da acımasız, diye düşündü,
Sayfa 101 - Felaketten sonra Başkan’ın düşündükleri