“Behdinanlı İbrahim Bey, bir gün Şemzinanlı Mir Bedrettin’e: ‘Şûşê û Şermînî xweştir e ji hemî dinê’ der. Mir Bedrettin ise ,”Şûşê û Şermînî û Sîyanî û Ergenî naînin bi gûşeyeke Ewlîyan a min bi tenê” diye cevap verir. Ve İbrahim Begi Ewlîyan’a (Evliya Köyü) davet eder. Temmuz ayıdır. Uşağını çağırarak birinin arpa, diğerinin dut, üçüncüsünün de üzüm getirmesini emreder. Kurê Mizgevtan da bahar, ancak yaz ortasında gelir. Aşağıda Pêsan Vadisi güz mevsimini yaşar. Bağ üzüm vermiş, salkım salkım. Ewlîyan’ın içinde arpa hasadı yapılır. Kurê Mizgevtan da ise mevsim bahar, yani dut zamanı. İbrahim Beg bu üç farklı mevsime ait, üç taze yeni koparılmış ürünü görünce şaşırır ve bir Şemzinanlının yanında bir daha da Behdinan’ı övmez. Behdinan ki cennet ülke!”
Hafif de bir esinti vardı, bu tür esintilere bizim oralarda ‘Bayê Biska’ derler. Ancak genç kızların zülüflerini dalgalandırabilen hafiflikte bir esinti!