Duygusallık, edilgenlik değil, muazzam bir enerji, yoğun bir mücadele potansiyelidir. Duyguları güçlü olmayanlar, yüreği hep önde tutmayanlar varoluş mücadelesini de sürdüremezler.
"Bazen, bir yaşam yaptığım onca ibadetin boşuna olduğunu düşünmeye başladım. Yaradan'mış... Bunca zulme göz yumuyorsa ... Ne yapacağım öyle Yaradan'ı!"
İncelememe direkt kendimden örnek vermek istiyorum. İlk namaz kılmaya başladığımda (9-10) büyük bir hevesle, okulda aldığım din dersi ile başlamıştım. Çok inatçıydım, söylenenler değil kendi öğrendiklerim beni tatmin eder, bir insan bana şunu yap diye emir verse yapacağım varsa da yapmam ve hâlâ öyleyim. Zamanla kıldığım her namaza bir yorum yapıldı, vakti geldiği an annem sanki onun zoru ile ondan korktuğum için kıldığımı ima ederek, kendine pay çıkartarak uyarırdı. Oysa ben ondan değil kitaplardan öğrenmiştim.
Ya ben ne yapıyordum? Her hatırladığımda anlamsızca kendime kızarım, çünkü ne zaman beni uyarsa ben abdest alır, hazırlanır yalnız bir odada kılmama rağmen seccadede sadece taklit edip asla kılmazdım. Belki çoğu kişi inanmaz ama tam olarak böyle yapıyordum. Babamın daha küçüksün sahura uyanma, oruç tutma deyip tüm çabalarına rağmen ise oruç tutardım. Kur'an-ı Kerim kursunda en iyi öğrenci olmama rağmen Arapça hatim sayısını yükseltme yarışına girmeden genel olarak anladığım dilde okudum. Tabii onu hatimden saymadılar ve bunun için de "ya başlamasaydın ya da başladıysan her zaman arapça düzenli okuyup hatim indirmek zorundasın yoksa -lanetlenmiş körlerdensin" denildi. Oysa ben bu şekilde daha çok anlayıp verim alıyordum. Ben mi yanlış yapıyordum yoksa kendini din alimi sanan tüm toplum mu?
Rahat bıraksanız veya bilinçli bir yolla teşvik etseler benim gibi her çocuk inandığı dini her ayrıntısına kadar okuyup araştırmaya meyillidir. Yıllarca bu nedenle namazdan uzak kalmama neden olup hem beni hem de kendilerini cezalandırdılar, dinden soğuttular ve çocuk aklımla tek suçlu kendileridir.
Peki ya ne yapıyorlar? Kendilerinin yaptığı gibi ibadetleri namaz, oruç ve giyimden ibaret görüp anlamsız bir tekrardan ibaret çocuklara da empoze edip zamanla dinini örf ve adet
İncelememe direkt kendimden örnek vermek istiyorum. İlk namaz kılmaya başladığımda (9-10) büyük bir hevesle, okulda aldığım din dersi ile başlamıştım. Çok inatçıydım, söylenenler değil kendi öğrendiklerim beni tatmin eder, bir insan bana şunu yap diye emir verse yapacağım varsa da yapmam ve hâlâ öyleyim. Zamanla kıldığım her namaza bir yorum yapıldı, vakti geldiği an annem sanki onun zoru ile ondan korktuğum için kıldığımı ima ederek, kendine pay çıkartarak uyarırdı. Oysa ben ondan değil kitaplardan öğrenmiştim.
Ya ben ne yapıyordum? Her hatırladığımda anlamsızca kendime kızarım, çünkü ne zaman beni uyarsa ben abdest alır, hazırlanır yalnız bir odada kılmama rağmen seccadede sadece taklit edip asla kılmazdım. Belki çoğu kişi inanmaz ama tam olarak böyle yapıyordum. Babamın daha küçüksün sahura uyanma, oruç tutma deyip tüm çabalarına rağmen ise oruç tutardım. Kur'an-ı Kerim kursunda en iyi öğrenci olmama rağmen Arapça hatim sayısını yükseltme yarışına girmeden genel olarak anladığım dilde okudum. Tabii onu hatimden saymadılar ve bunun için de "ya başlamasaydın ya da başladıysan her zaman arapça düzenli okuyup hatim indirmek zorundasın yoksa -lanetlenmiş körlerdensin" denildi. Oysa ben bu şekilde daha çok anlayıp verim alıyordum. Ben mi yanlış yapıyordum yoksa kendini din alimi sanan tüm toplum mu?
Rahat bıraksanız veya bilinçli bir yolla teşvik etseler benim gibi her çocuk inandığı dini her ayrıntısına kadar okuyup araştırmaya meyillidir. Yıllarca bu nedenle namazdan uzak kalmama neden olup hem beni hem de kendilerini cezalandırdılar, dinden soğuttular ve çocuk aklımla tek suçlu kendileridir.
Peki ya ne yapıyorlar? Kendilerinin yaptığı gibi ibadetleri namaz, oruç ve giyimden ibaret görüp anlamsız bir tekrardan ibaret çocuklara da empoze edip zamanla dinini örf ve adet