Besta

Ölmem mümkündü ama acılara katlanabilmem değil;acılardan kaçmaya çalışarak onları katlıyordum aslında;ölüme razı olabilirdim ama çektiğim ıstıraba daha fazla dayanamazdım;ruhumda hareketin zerresi yoktu; denklerin hazırlanması gibi,güçlükle bağlanan ipler nasıl ikide bir sıkılanlır ama bir türlü yola çıkılamaz,tıpkı böyle işte.En kötü şey öldürmeyen acılardır.
Reklam
Terk edilmiş yaşarken yine de insanlar arasına karışma özlemini duyan insan,günün değişik saatlerinde havadaki ya da iş yaşamındaki değişiklikleri karşılayabilmek için bir insanın elinden güç almak isteyen insan, sokağa bakan bir pencere olmadan uzun süre yaşayamaz.
Kimseye kötülük etmedim,kimse de bana etmedi,ne var, kimse bana yardım etmek de istemiyor.Kimselerin başı sonu yok!Aslında tam böyle değil.Kimsenin bana yardım etmemesi kötü ama bu kimsesizlik de güzel...
Bir gün akşam saatleriydi,belki birinci akşam belki bininci,artık önemi kalmadı,düşüncelerimde büyük bir kargaşa vardı,kendi içinde daireler çiziyordu düşüncelerim.
Soğuktum ve kaskatıydım; bir köprüydüm, bir uçurumun üzerindeydim.Bir yakada ayakuçlarlım gömülüydü diğer yakada ellerim;dişlerimi çatlayıp dağılan çamurlu toprağa sımsıkı geçirmiştim.Elbisemin etekleri iki yanımda uçuşuyor.......... ...Bir tek yolcu olsun yolunu yitirip bu yükseklere gelmiyordu,köprünün izine haritalarda rastlamak mümkün değildi.işte böyle uçurumun üzerinde uzanmış duruyordum;çaresizce bekliyordum.köprü bir kez kırılmasın,çöküp gitmedikçe bir daha kurtulamaz köprülükten.
Reklam