İçten içe dertlenir gibi derin ve kederli bir iç çekti yalanlara, iftiralara dayanamıyordu. "bu haberi yaptıranlar ve Cemal Paşa'ya yapılan ziyareti aşk ilişkisine kadar vardıranlar, ilginçtir ki bizim içimizdekiler. Yabancı kaynaklarda bile olmayan, ki olsa ballandırarak anlatacaklarından şüphe yokken, biz dayanaksız, mesnetsiz bu iddiayı kitaplara bile koymuşuz. Milletçe zengini, nüfusluyu, yardımsever insanları severiz ama sorgulamayı sevmeyiz. Ne demişti Einstein, ' Evrende en büyük ziyan, sorgulama yeteneğini yitirmiş bir beyindir.'
"Tam da bu yüzden çok yakışıyor. Mahkemeler başkalarına güvenen insanlarla dolu. Hayatımızı mahveden insanlar hep güvendiğimiz için önlem almayı ihmal ettiğimiz kişilerden çıkıyor. Kaldı ki benimki önyargı değil, kaygı..."
"Türklerin Reşit Paşa olarak bildiği İngiliz casusu Arminius Vambery'yi hatırlayın lütfen, kusursuz Türkçe ve Osmanlıca, toplumda da yedi sekiz lisan bilen önemli Türkologlardandı. Dinini, kılığını değiştirmiş, beş vakit namaz kılmış, kıldırmış, Kuran'ı ezbere okutmuş, dervişlik yapmış bir adamdı. Oysa gerçekte Macar asıllı, fakir ve dindar Yahudi bir ailenin oğluydu.
"Mesele yetememek, yapamamak değil, is-te-me-mek. Cansular ve istihbarat görevlileri yüzünden Anadolu'da, Kıbrıs'ta, Ortadoğu'da yaşananları bilseniz, inanıyorum ki bu kadar israrci olmazdınız. Geçmişte Royal Geogeaphic Society, Chatham House veya British Museum gibi kurumsal kimliklerle adaya gelen ajanlar da kaşif, arkeolog, seyyah, gezgin, maceracı, türlü kılıklarla halkın içine sızdılar. Çoğu namazından niyazındaydı, hatta Türkçeleri anadilleri gibiydi.