Doğduğumuzda hepimiz insandık oysa... Tanrı'nın özünden üflenen ruhumuzun eşisiz saflığı ile Dünya'yı yavaşça idrak ederken, adil olmayan sistemi gittikçe anlamanın bedelini masumiyetimizin bizi terk edişi ile ödedik.
İnsanlık sanatı, teoride anlaşılması oldukça basitti fakat çoğu insan pratiğe gelince kolay olmadığını anlardı. İcraata geçiremediklerimiz, karakterimizi korumak için kaybettiklerimiz, sistemin mecbur bıraktığını reddedişimiz, bitmeyen iyi insan kalma savaşımız ve kolay yolu seçenlerin yaşadığı konforlu hayatlar bize gerçek bir insan olmanın zor iş olduğunu fısıldardı. Tam da bu sebepten; yoğun mesai isteyen, dirençli olmayı gerektiren, bir ömür boyu süren komplike bir işti insan olmak.
"İnsan" demek, unutan demekti; insan kelimeye hakkını veren, unuttukça kaybolandı. Labirentlerinin içinde tanıdık bir yol ararken, onu çıkışa ulaştıracak şeyi görmeyendi. Aslında, insan olmak basitti... "Basit" diyorum, "kolay" değil.