Başkalarının işlerini hiç karışmadığı zaman kişi kendi işleri için o kadar endişe duyar ki, kendi benliğini bir dine çevirir, ya da tersten havarilik yaparak benliğini yok sayar: Evrensel oyunun kurbanıyızdır...
Her insanın içinde bir peygamber uyuklar ve o uyandığında, dünyadaki kötülük biraz daha artar...
Vaaz verme çılgınlığı içimizde öylesine yer etmiştir ki, korunma içgüdüsünün bilmediği derinliklerden doğar. Her insan, kendinin bir şey önereceği anı bekler. Ne önerdiği önemli değildir bir sesi vardır ya, o yeter: ne sağır ne dilsiz olmanın bedelini pahalıya öderiz...
Aslında her fikir yansızdır, ya da öyle olmalıdır ama insan onu canlandırır, alevlerini ve cinnetlerini yansıtır ona; saflığını yitirmiş inanca dönüştürülmüş fikir zaman içindeki yerini alır, olay çehresine bürünür mantıktan sara hastalığına geçiş tamamlanmış olur...