“Cumhuriyetimizin eğitimli erkekler kadar eğitimli kadınlara da ihtiyacı vardı; yüksek tahsilli kadınların sayısı arttıkça daha fazla kız çocuğu okumaya özenir diye umut ediyordum.”
Herkesin okuması gereken ama aynı zamanda da okumaması gereken bir kitap… Derin, zorlayıcı, yaralayıcı, acımasızca gerçekçi. Her sayfada öfke duymak, üzülmek, kırılmak. Bazı satırlarda bir kadına üzülürken, bazı satırlarda gözünün dalıp gitmesi ve “maalesef evet” demek. İnsanların sistematik bir şekilde nasıl duyarsızlaştığının, vahşileştiğinin bir örneği. Fırsat verildiğinde her insanın nasıl da olmaz denilen şeylere “aslında olabilir” diyebildiğini görüyoruz.
Ben birinci oldum. Ama evinin tabanı toprak olduktan sonra birinci olmak neye yarar. Kim inanır çamurdan zeka fışkırabileceğine. Hiç kimse. Bir tek ben.