"Hayat buydu işte, söylenmeye değmez ya da bir kez söylendikten sonra bir daha söylenmesi gerekmez sözlerle doluydu, söylediğimiz her söz, söylenmeyi kendi özünden ötürü değil, ağızdan çıkmasının yaratacağı sonuçlardan ötürü daha çok hak eden başka bir sözün yerini alıyordu."
"...hepimize zaman zaman olur ya, bir sonuca ulaşmayı gereksiz buluruz çünkü bizi dosdoğru sonuca götürecek yolun ortasında durmayı tercih etmişizdir."
"...görmekle dokunmak arasında bir ilişki olduğunu okumuştum bir yerlerde, gözler toprağa dokunan parmakların ötesini görebilir, parmaklarsa gözün ne hissettiğini hiçbir şeye dokunmadan anlayabilirmiş."
"...kaybettiği zamanı telafi etmek istiyordu, oysa bu, dünyanın en saçma, en anlamsız deyimiydi, insanlığın yitirdiği zamanı telafi etme şansının asla olmayacağı gibi çok acı bir gerçeği saklamaya çabalayan boş bir laftı sonuçta, zaman dediğimiz şey, biz onu gerektiği gibi kullanamadık diye bir köşeye yaslanıp dinlenecek, onun yokluğunun farkına varalım diye dünyanın en sabırlı adamı gibi istifini bozmadan bekleyecek değildi ki."