Beni kitaplarımla yalnız bırakın zira bu hayat ziyadesiyle midemi bulandırıyor.
♡ ✦ ☆ ❆ ☼ ✿ ♡ ✦ ☆ ❆
İnsan, biyoloji ile çevre, doğa ile kültür arasındaki karşılıklı etkileşimin tarihsel bir ürünüdür.
İstatistikler genel olarak erkeklerin evde eskiden olduğundan daha çok yardım ettiğini gösterse de, erkeklerle kadınların harcadığı ev içi emeği miktarları arasındaki eşitsizlik kesinliğini korumaktadır.
Umursamayış edimlerinin çoğu düşünülmeden ortaya çıkıyor. Söz konusu olan, başkalarının ihtiyaç duydukları bakımdan yoksun kaldıklarını görmekten çoğumuzun aktif olarak zevk almadı ya da sadistçe ve yıkıcı dürtülere sahip olması değil.
Tarihsel bir dönemdeki değişim, kadınların özgürlük yolunda ilerlemesiyle belirlenir. Çünkü kadının erkekle ilişkisinde, zayıfın güçlüyle ilişkisinde, insan doğasının barbarlık üzerindeki zaferi açıkça görülür. Kadının özgürleşmesi, genel anlamda özgürleşmenin doğal ölçüsüdür. Bu iki cümle önemli bir argümanı öne sürer. İlk cümleye göre, kadınların özgürleşmesi toplumsal dönüşümün başlıca belirleyicisidir. Üçüncüsünü göre ise, kadınların özgürleşmesi aynı zamanda toplumun genel özgürleşmesinin ölçüsüdür.
Bu tasvirlerde, Marx’ın kadınların ev işleriyle meşgul olup çocuklara bakması ve “iffetli ve namuslu” olması gerektiği fikrinin -örtük de olsa- eşlik ettiğini düşündüren birçok ifade bulunmaktadır. Bu satırlarda, tek başına bırakılan çocuklara, bakımsız kalan hanelere ve “kadınlığından” çıkmış “hafifmeşrep” kadınlara ilişkin çeşitli göndermelere rastlıyoruz.