Akıcı olmayan, çok sayıda karakter tasviri ve uzun diyaloglarla dolu bir Charlotte Bronte romanı. Kızkardeşleri Emily ve Anne hayattayken yazmaya başlamış romanı Bronte. Kitaptaki Shirley ve Caroline karakterlerini yazarken kardeşlerinden ilham aldığı belirtiliyor. Her iki kardeşini de kaybettikten sonra tamamlanan romanın otobiyografik özellikler taşıdığı düşünülüyor.
Dışadönük, özgürlükçü ve enerji dolu Shirley kitaba adını verse de Caroline’in hikayesi öne çıkıyor. Shirley kitabın ilk iki yüz sayfasında yok. Hikaye sanayi devrimiyle gelişmeye başlayan Yorkshire’da geçiyor. Geri planda ise Napolyon Savaşları, Sanayi Devriminin toplum üzerindeki etkisi, İngiltere’nin Fransa’yı hedef alan ekonomik ambargosu ve ihracat yasağı gibi ekonomik olaylar anlatılıyor.
Serinin son kitabında bizi İspanya’nın güneyine Granada’ya, Carlos Tejada’nın memleketine götürüyor Rebecca Pawel. Dört yıllık bir zaman atlamasıyla II. Dünya Savaşı sonunda ‘kızıl tehlike’ sebebiyle sınırlarına Guardia’ları yığan bir İspanya karşılıyor bizi. ABD ve İngiltere Franco rejiminden memnun değildir; bu durum da ülkeyi savunma pozisyonuna sokmuştur. İç savaş sırasında yurt dışına gidenler ve ‘hafif’ suçlular için af çıksa da Cumhuriyetçiler hala büyük baskı altındadır.
Büyük halası ölen Tejada Granada’ya geldiğinde kendini bir cinayet davasının içinde buluyor. Yaptığı seçimler nedeniyle kendini ailesine ait hissetmeyen Carlos’un sıkıntıları başlıyor. Öte yandan Elena Madrid’den tanıdığı bir üniversite arkadaşını aramaya başlıyor Granada’da; ona Madrid’i ve acı geçmişi hatırlatan başka kişilerle de karşılaşıyor bu arada. Tejada’nın üzerinde çalıştığı dava sürerken çok sayıda karakter giriyor hikayeye ve yaşanan acıları gözler önüne sürüyor.
İlk üç kitapta serinin bir polisiye olduğunu kabul etsem de iç savaş ve sonrasının tarafsız dümdüz anlatılması rahatsız ediyordu. Olaylar satır aralarında anlatılıyordu. Sanki Cumhuriyetçilerin yaşadığı acılar daha fazla bastırılamamış gibi ortaya çıktı son kitapta. Romanın ortasına kadar Granada Aristokrasisi ve Guardia hikayesi sıksa da yarıdan sonraki tempo çok iyiydi ve oradan itibaren serinin en siyasi hikayesine dönüştü Kış Güneşi. ‘Kızılların’ yaşadıkları, çektikleri acılar ve gördükleri muamele Tejada’yı bile isyan noktasına getirdi. Serinin diğer kitaplarındaki sonları düşününce bu hikayenin sonu sürpriz ve kötü oldu benim için.
Kış GüneşiRebecca Pawel · Literatür Yayıncılık · 20125 okunma