Yüce Allah tüm peygamberlerini sevgiyle göndermiş, tüm kitaplarını onunla indirmiş, göklerde ve yerde olanlar, o ikisi arasındakiler ile rızıklar ve nasipler, mutluluk ve mutsuzluk, sevinç ve keder, hüzün ve şadi, velhasıl cennet ve cehennem bu sevgiye bağlı olarak insanlara tahsis edilmiş değil miydi. O halde bütün sevgililer ve sevgiler, bir tek Sevgili’den ilham alarak sevgili olabilir, bütün aşklar ancak O’nun aşkıyla anlam kazanabilirdi.
Vaktiyle Erzurum ilinde bir aşık aşkının şiddetinden perişan olmuş, bir yol ağzında ağlaya ağlaya uyuyakalmıştı. Yoldan geçen sevgilisi onun halini görünce bir kağıt parçasına bir şeyler yazıp üzerine bırakıp gitti. Şöyle diyordu: “Ey susup dalmış adam. Tüccarsan kalk para kazan, yolcuysan yol önünde haydi yürü. Derviş isen hizmette bulun, kulluk et. Eğer bunlardan biri değil de aşıksan kendinden utan. Aşığın gözünde uyku ne gezer?”