genelde intiharla ilgili şeylerden bahsedildiğinde insanların hemen gerildiğini, kötü hissettiğini ve konuyu değiştirdiğini biliyoruz. şimdi intihar etmek istediğinizi söylediğiniz zaman sizi destekleyen hatta size çeşitli ölüm seçenekleri sunan birileri olduğunu düşünün.
burası, insanların yaşama heveslerini tamamen kaybettikleri bir zamanda ölmeleri için onlara her türlü yardımın yapıldığı, herkesin bir kere gelip ikinci sefer gelemediği bir yer: intihar dükkânı.
dükkânın sahipleri olan Tuvache ailesi, tam da yaptıkları işe uygun olacak şekilde, daima karamsar, huzursuz ve depresif bir ruh hali içindeler. yalnızca en küçük çocuk olan Alan hariç. ailenin diğer üyelerinin aksine, Alan, ailesine ve müşterilere karşı her zaman sevecen ve ilgili davranıyor. onlara yaşama sevinci aşılamaya çalışıyor. çevresindeki bu negatifliğe karşı olumlu duygularını ve pozitifliğini asla kaybetmiyor. bu hali bir süre sonra bulunduğu ortamı da etkiliyor ve yıllardır insanları öldürmeye odaklanmış bu dükkân, amacının tam tersinde işlemeye başlıyor.
kitabın sonunu okuduktan sonra birkaç dakika duvarla bakışma seansı yaşadım... çünkü çok ani şeyler oldu ve ben çoğuna yetişemeden bir anda kendimi kitabın sonunda buldum. ikinci kere okuduktan sonra ise bir kere daha insanların dışarıya yansıttıkları taraflarından tamamen farklı olduklarını anladım. şimdiye kadar yaşayan bir ölüden farksız olan bir insan, içinde hâlâ biraz umut barındırıyor olabilir. tam tersi sürekli her şeye iyi tarafından bakan birisi ise içten içe kendini bitiriyor olabilir.
böyle ciddi ve acı verici bir durumu konu alan bu kitap, sarsıcı olmaktan çok trajikomikti bence. son ana kadar merakla kendini okutuyor ve fazla uzun olmadığı için kısa sürede bitirebiliyorsunuz.
şimdiden keyifli okumalar. ♡