Betül Seyna Soruç

Betül Seyna Soruç
@Betul_seyna
Öğretmen
Lisans
Ordu
Ünye, 13 Eylül 1992
810 okur puanı
Şubat 2019 tarihinde katıldı
Ben bir evim. İçim karanlık. Bilincim yalnız bir ışık. Rüzgârdaki bir mum. Titreşen bir alev. Bazen burada, bazen orada. Geri kalan her şey gölgede. Geri kalan her şey bilinçaltında. Ama onlar orada. Diğer odalar. Girintiler, koridorlar, merdivenler ve kapılar. Her an. Ve içinizde yaşayan, dolaşan her şey orada. Çalışıyor ve yaşıyor. Evin içinde, o ev de benim. İçgüdü, eros ve tabular. Yasak düşünceler. Yasak arzular. Işıkta görmek istemediğimiz anılar. Işıktan çektiğimiz anılar. Karanlıkta, etrafımızda dans ediyorlar. Bize işkence ediyorlar, bizi dürtüyorlar. Musallat oluyorlar, fısıldıyorlar. Bizi korkutuyorlar. Bizi hasta ediyorlar. Histerik hâle getiriyorlar. Freud
Her çiçeğin bir mevsimi, her kitabın bir zamanı vardır. Haziranın tadını yeni hikâyelerle çıkarın.
"Belki de tükenmişimdir.Bir şeyler yapacak, bir şeyler için uğraşacak çabayı kendimde bulamıyorumdur.Benim de emek vermeden güzel giden şeylere ihtiyacım vardır. Beni bana geri vermek istiyorumdur." -Khaled Hosseini-
Şükrü Erbaş
Ayrılık ne biliyor musun? Ne araya yolların girmesi, ne kapanan kapılar, ne yıldız kayması gecede, ne ceplerde tren tarifesi, ne de turna katarı gökte. İnsanın içini dökmekten vazgeçmesi ayrılık! İpi kopmuş boncuklar gibi yollara döktüğü gözlerini, birer damla düş kırıklığı olarak toplaması içine. Ardında dünyalar ışıyan camlar dururken, duvarlara dalıp dalıp gitmesi. Türküsünü söylecek kimsesi kalmamak ayrılık. Saçına rüzgar, sesine ışık düşürememek kimsenin. Çiçekçilerden uzağa düşmesi insanın yolunun. Güneşin bir ceza gibi doğması dünyaya. İki adımdan biri insanın, sevincin kundakçısı, hüznün arması ayrılık. O küçük ölüm! Usta dokunuşlarla bizi büyük ölüme hazırlayan. Ayrılık, o köpüklü öpüşlerin ardından gidip ağzını yıkadığında başlamıştı. Ben bulutları gösterirken, ‘bulmacanın beş harfli yemek sorusuna’ yanıt aramanla halkalanmış, ‘Aşkın şarabının ağzını açtım, yar yüzünden içti murt bende kaldı’ türküsü tenimde düğümlenirken, odadan çıkışınla yolunu tutmuş, Dağlarda öldürülen çocukların fotoğraflarını bir kenara itip, ‘bu eteğin üstüne bu bluz yakıştı mı? ‘ diye sorduğunda varacağı yere varmıştı çoktan.
Şiir
Gelsen ya. Güzel buralar… Hem sana bütün olmayı öğretirim. Göğsünde kaybolurum hüzünlendiğim dakikalarda, çünkü senin omuzlarında ağlamanın deniz manzarası var… Cemal Süreya