Biraz geç kaldı değil mi, yaptığı pazarlığın sonsuza dek süreceğini anlamakta? Sonunda çekirgeye dönüşen ölümlüleri anlatan öyküleri dikkate almalıydı P. Burke.
Delphi'nin içinden taşan sevinç, yan odadaki sauna kabininde bekleyen unutulmuş enkaz yığını P. Burke'ün görünen tek yanı. Hayatta olduğunun farkında bile değil P. Burke - ona göre asıl yaşayan sıcak bedeninin her santimetrekaresiyle Delphi.
Mürebbiye hiçbir karakteri benimseyemeden ve meydana gelen hem çok saçma hem çok komik durumların gidişatını merak ederek okuduğum bir eser oldu.
Ana karakterimiz Anjel çok genç, çok güzel ve bir o kadar da hayatın yüzüne gülmediği bir karakter. İçine doğduğu dünya başına gelen talihsizliklerin en büyüğü. Böyle bir kaderi tersine çevirmenin ne kadar zor olduğunu hayal bile edemem. Anjel ise en azından sonu felaket olmayacak şekilde yaşamasını sağlayacak fırsatları karakteri gereği geri tepti.
Anjel kaderin cilvesiyle kendini bambaşka bir ülkede mürebbiye konumunda bulmuşken bu bir fırsat diye düşünüp çok başka bir yol çizebilirdi. Dediğim gibi zaten göz alıcı bir kadın, insanları parmağında oynatmayı da iyi biliyor. İsteseydi gözüne kestirdiği birini kendine aşık edip sağlayacağı bütün imkanları sonuna kadar kullanarak her şeyi değiştirebilirdi. Bunun için hırslı olmak gerek, Anjel buna fazlasıyla sahip, ama akıl da bir o kadar gerekli. Aynı çatı altında gözünün gördüğü tüm erkek cinsi bireyleri idare etmeye çalışmak Anjel için bile akıl karı iş değil.
Seçimleri farklı olsaydı ne olurdu diye çok düşündürdü. Hayatını başkaları kadar kendisi de heba etti. Bunun dışında gerçekten her karakteri saçma komik bir eserdi. Akıcı anlatımıyla keyifli bir okumaydı.