Bir karakter bozukluğu olarak narsisizm bireyin benlik ve dış dünyalar arasında geçerli sınırlar oluşturmasını engelleyen bir takıntıdır. Narsisist dış olayları benliğin ihtiyaçları ve arzularıyla sadece "bu benim için ne anlama gelmektedir?" sorusu etrafında ilişkilendirir. Narsisizm sürekli bir kimlik arayışını gerektirir, ancak bu arayış hüsranla sonuçlanır, zira sürekli "ben kimim?" sorusunu sormak, gerçekleştirilebilir bir arayıştan ziyade, narsisist bir zihinsel takıntının ifadesidir. Narsisizm yakın ilişkileri sürdürmek için gerekli"bağlılık"la karşıtlık içindedir; bağlılık, bireyin kendinigerçekleştirme arayışı içinde gerekli olan çoğu deneyimi yaşama fırsatları sınırlar. Narsisist bedeni diğerleriyle duyarlı bir iletişim kurma imkânından ziyade, bir duyusal haz aracı olarak görür. Narsisizmin etkisi altında, yakın ilişkiler kadar toplumsal dünyayla genel bağlantılar da doğası gereği yıkıcı yanlara sahip olma eğilimindedir. Kişinin etkinlik ufukları, sürekli doyum arayışına rağmen ve bu sürekli arayış yüzünden, sıkıcı ve yavan görünür. Aynı zamanda, kendine saygısı veya diğerlerine karşı sorumluluk duygusu kaybolma eğilimindedir