Hem insanoğullarının elini de hiç mi hiç sevmiyordu zaten. Oldum bittim kuşku duymuştu ellerden. Gerçi bu eller ara sıra et atardı önüne, ama çoğu zaman dayak atar, acı verirdi. Kaçınılması gereken tehlikeli şeylerdi eller. Taşları onlar fırlatır, sopa ve kamçıları onlar savurur, yumruk ve tokatları onlar patlatırdı. Ve ne zaman kendisine dokunacak olsalar ya çimdikler, ya sıkar, ya da fiske vururlardı.
Bazı hikâyeler tam tahmin ettiğin gibi ilerler. Bazılarıysa son sayfada tüm bildiklerini sorgulatır. 🤯
Ters köşeleri seviyorsan, seni sonuna kadar merakta bırakacak 3 kitap önerisini keşfetmeye hazır ol!
"Aşk gözlerini döndürmüştü, şimdi karın doyuracak av bulmaktan daha önemli ve daha acımasız bir işin eşiğindeydiler. Bu kavgaya neden olan dişi kurt bir kıyıya çekilip oturmuş, kılını kıpırdatmaksızın onları seyrediyordu. Keyfine diyecek yoktu doğrusu. Onun günüydü bu gün; böylesi kırk yılda bir yaşanırdı. Kendisine sahip olmak isteyen aşıkları birbirlerine karşı tüyler ürpertici bir ölüm-kalım savaşı veriyor, dişe diş boğuşuyorlardı."
"Genç kurt, eski dostları'nın dişlerini tüm vücudunda duyuyordu. Öldüresiye ısırıyordu bu dişler. Birlikte avlandıkları günler, açlığa omuz omuza katlandıkları o kıtlık dönemleri, unutulup gitmişti. Aşk gözlerini döndürmüştü, şimdi karın doyuracak av bulmaktan daha önemli ve daha acımasız bir işin eşiğindeydiler."