Robinson boş adanın orta yerinde insan eti yiyen vahşiyi terbiye etmiş kendisine arkadaş ve yardımcı yapmış. Siz ise büyük şehirlerde, yüksek okullarda, gazete bürolarının, tiyatro ve müze binalarının duvarları dininde duruyor be milletimizin milyonlarca ferdi hakkında bunlar cahil, kaba ve sarhoştur diye şikayet ediyorsunuz.
Robinson’u gözünüzün önüne getirin. Hayata ve insanlara karşı vazifenizin neden ibaret olduğunu düşünün.
Halk kitlesiyle daha ziyade tabiat hayatını yaşayan ormana benzer. Eğer kıymeti bilinirse onu muhafaza ederler fakat buna da lüzumlu ve canlı bir madde olduğu için kıymet verirler. Ormandaki ağaçlar nasıl bahçedekiler gibi canlı birer ağaçsa, milletin fertleri de yüksek tabakalara mensup insanlar gibi birer insandır.