"İçimi acıtan şey hayalkırıklığıydı...
O genç adamın o denli itaatle gitmesinin verdiği hayalkırıklığı, beni durdurmak, yanımda kalmak için hiçbir girişimde bulunmaması, oradan ayrılıp gitmesi konusundaki ilk arzuma minnet ve saygıyla boyun eğmesi, beni kendine çekmek için bir şey yapmak yerine, beni yoluna çıkan bir azize gibi görmesi sadece, ve beni görmemesi, bir kadın olarak hissetmemesi..."
Sayfa 56 - Türkiye İş Bankası Kültür Yayınları·Kitabı okudu
"Onu düşünmekten kendimi alamıyordum. Şimdi acının ne olduğunu gerçekten biliyordum. Ayağını bir cam parçasıyla kesmek ve eczanede dikiş attırmak değildi bu. Acı, insanın birlikte ölmesi gereken şeydi. Kollarda, başta en ufak güç bırakmayan, yastıkta kafayı bir yandan öbür yana çevirme cesaretini bile yok eden şeydi."