Resûlullah sallallahu aleyhi ve sellem, "iman ile ahlak bir arada ikiz gibi dururlar" buyurmuştur. İman gittiğinde ahlak durmaz, ahlak gittiğinde iman da gider.
Her ne kadar fıkhını hazırlasak, ilmihalini yazsak, dinî kurallar olarak insanlara iletsek de insanlardan bunlan uygulayıp pratiğe dökenler olmayacaktır düşüncesine kapılamayız. Biz insanların topluca hidayetinden mesul değiliz, Allah Teala dilediğine hidayet edecek, dilediğine etmeyecektir.
İmkân olur da bundan otuz sene sonra insanlar uçakla İstanbul'dan Kars'a gidip geldikleri gibi uzayın bir yerine de yolculuk etme fırsatı bulurlar ve isteyip parası da olan herkes bunu yapabilirse hiç tereddüdümüz olmadan diyebiliriz ki o günün âlimlerinin bir 'uzay fikhi' yazmaları da farz hâline gelmiş olur. Çünkü uzay hayatı Müslümanlar'ın günlüğüne girmiş demektir ve âlimlerin de bunun için bir derin bilgi oluşturmaları zorunludur.
Teknoloji ile kurduğumuz ilişkide o derece bağımli hale geldik ki telefonlarımız yanımızda olmayınca ya da internet bağlantımız kesilince kendimizi, sağır, dilsiz, hatta kaybolmuş hissediyoruz.