Ve paradan vazgeçmekle, kadınlardan da vazgeçmiş oluyordunuz. Ya para tanrısına hizmet edecektin, yada kadınsız yaşayacaktın, sadece iki alternatif vardı. Fakat bu ikisine de tahammül etmek çok güçtü.
Ama evlenmemeye yemin etmişti o. Evlilik, para tanrısının bir tuzağından ibaretti. Bebek arabası sürmek ve arada sırada biraz kaçamak... Ve eğer bir de hanım bu kaçamakların farkına varırsa!
Ah şu kadınsızlık yok mu! Ne büyük bir derttir! Hiç değilse diğer yaratıklar gibi olabilseydik: birkaç dakikalık aşk, sonra mevsimler boyu tek başına yaşayabilmek... Sözgelişi, bir horozu ele alalım: Daha siz gözünüzü açıp kapamadan tavukların sırtına biniverir. Sonra da, daha işi biter bitmez, bu mesele onun için tamamen kapanmış, unutulmuştur artık. Tavuklarına dönüp bakmaz bile. Ayrıca, yavrularının geçim derdini düşünmek diye bir mesele de söz konusu değildir onun için. Ahh şanslı horoz!