Bahçe bile sedye ile dolu. Birçoğu ayakta, kolları, bacakları sarılı topallayarak geliyorlar. Bu zabitlerin hiçbiri şikayet etmiyor. Cesur ve vakur' yüzleri çamur, kan ve barut içinde; hepsi sigara içiyor.
Ne zamana kadar kan, ne zamana kadar ıstırap ve ne meşakkat! Ne zaman bu kadar mebzul akan genç kanı ve göz yaşına mukabil bir avuç toprağımız bize kalacak?
İşte diyorum, şu dik erkanıharp yakasının altında kızıl bir gömlek, ateşin bir gömlek var. Bu zavallının teninden içine bu ateşin nasıl geçtiğini kendi gömleğim gibi biliyordum. Bu kızıl gömleği Ayşe'nin gözleri tutuşturdu. Bu garip gömleği İhsan'dan başka acaba kaç kişi yaşıyacak? (...)
Her azam kopuncaya kadar Ayşe! Sen duymadın, bilmedin, yeşil gözlerinde yaş kurudu. Bana merhametle baktın. Hala bilmiyorsun. Bak iki bacağım koptu, fakat dövüşmek için iki kolum daha var. Aç gözlerini Ayşe, alnındaki kırmızı yarayı kaldır. Yanında yatan şehitten etrafındaki ölenlerden ben aşağı değilim. Ben de, ben de senin için, İzmir için her azam kopuncaya kadar vuruşacağım.