"Dünya böyleydi işte. Kiminin ağzı adam akıllı laf yapar, üste çıkardı. Kimininse dili dönmez, altta kalırdı..."
Bugün son sayfasını kapatırken üzerine uzun uzun düşündüğüm bir kitaptan bahsetmek istiyorum.. Orhan Kemal - El Kızı.
Kitabı bitirdiğimde aklımda tek bir soru vardı.. Bir insan, başka bir insana neden bu kadar acımasız davranır? Nazan’ın sessiz çığlıklarını, kayınvalidesinin mülkiyet hırsını ve eşinin bu haksızlık karşısındaki zayıflığını okurken bazen öfkelendim, bazen de çok üzüldüm..
"El kızı" diyerek ötekileştirilen bir kadının, asılsız iftiralarla hayatının nasıl karartıldığını usta yazar Orhan Kemal öyle bir anlatmış ki, hayatın tam merkezine dokunmuş yine usta yazar..
Maalesef aradan geçen yıllara rağmen toplumdaki bu "yargısız infaz" kültürü hala çok tanıdık.
Kötülüğün ne kadar sıradan, iftiranın ise ne kadar yıkıcı olabileceğini her zamanki bir kez daha şahit oldum okurken.. Şeytan, kayınvalide Hacer'i görse utanır, "ben ne halta yarıyorum" der. Bu ne çirkeflik evlerden ırak aman aman..
Orhan Kemal okumayı çok seviyorum. Çünkü hayatın tam merkezinden müthiş mesajlar veriyor kitaplarında.. Gönülden tavsiye ederim..
Kitaba notum 9/10
Haklı olduğumu bilmek yetmiyor, bu haklılığı ispat edecek bir Allah kulu da lazım..
Kendi kendinin hakimi olamayan insan, hür değildir..
İnsan bir defa düşmeye görsün, dost bildikleri bile üzerine basıp geçmek için yarışır hale geliyorlar..
Bir kere adı çıktı mı insanın, ağzıyla kuş tutsa yaranamazdı artık. Toplum, hükmünü çoktan vermiş olurdu..
İnsanların dilleri zehirli birer bıçak gibiydi.. Saplıyorlar, kanatıyorlar ve sonra hiçbir şey olmamış gibi yollarına devam ediyorlardı..
Dünyanın en kolay işidir birine çamur atmak. Çamur izi kalmasa da, lekesi hep orada bir yerde sırıtır..
Hayat, zayıfları