- Ah! Ne hayattır bu! Şehrin gürültüsü ne berbat bir şey! Özlediğim cennete ne zaman kavuşacağım? Ne zaman doğduğum kırlara, ormanlara kavuşacağım? Bir ağacın altında otlar üstüne yatıp, yaprakları arasından güneşe bakmak, dallara konan kuşları saymak isteği içine doldu. Pembe yanaklı, güneşten yanmış boyunluk, çıplak dolgun kollu bir hizmetçi kız yemeği getiriyor, çapkın gözlerini utangaç utangaç önüne dikerek gülümsüyordu...