Yorgun ve bezgin olanlarınız şöyle anlatır güzelliği:'Gönül okşayıcı fısıltılar gibidir güzellik. Ruhumuzun içinden seslenir bize.
Sesi, gölgenin korkusuyla titreyen cılız bir ışık gibi boyun eğer sessizliklerimize.'
Ama huzursuz olanlarınız, 'Onun dağlardaki haykırışlarını duyarız biz,Toynak seslerine, kanat çırpışlarına ve aslan kükremelerine karışır onun bu çığlıklar,' diye anlatırlar onu.
Kentin gece bekçilerine göre, “Güzellik şafakla birlikte doğar doğudan.'
Emekçiler ve gezginlerse, “Biz onun günbatımının pencerelerinden sarkarken görürüz hep dünyaya doğru, diye anlatır onu öğle sularında.
Kardan mahsur kalanlarsa, “İlkbaharda gelecek o,' derler kış mevsimindeyken 've tepelerde hoplayıp zıplayacak.'
Yazın sıcağında ekin biçenler de şöyle der: “Sonbahar yapraklarıyla dans ederken gördük onu, bir kar yığıntısı vardı saçlarında.