Sidelya

Sidelya
@Beyyus
" 'Korkmam' dedi Veronika, 'çünkü ben bile kendimi tanımakta güçlük çekiyorum.' "
Reklam
" 'İlk tanıştığımız günü hatırlıyor musun? Sana bir öykü anlatmıştım, dünyanın yalnızca bizim gördüğümüzden ibaret olduğunu açıklamaya çalışıyordum. Herkes kralı deli sanmıştı, çünkü insanların artık kafasında yeri olmayan bir düzeni empoze etmeye çalışıyordu. Ancak dünyada bazı şeyler var ki, nereden ve nasıl bakarsak bakalım herkes için geçerlidir. Örnekse, aşk.' "
'"Gene de bestecilerin çektikleri acılardan daha kötüsü neydi, biliyor musunuz? O kızcağız öleceğini bildiği için bu müzikleri tüm ruhunu vererek çalıyordu. Peki, ben de ölmeyecek miyim? Benim ruhum nerede? Kendi yaşamımın müziğini böylesi derin bir coşkuyla çalabilecek bir ruhum var mı?' Dr. İgor hiç sesini çıkarmadan dinliyordu. Bütün kuramlarının meyve verdiğini görür gibiydi, gene de emin olmak için çok erkendi. 'Nerede benim ruhum?' diye sordu Mari. 'Geçmişimde. Sürdürmeyi hayal ettiğim yaşamda. Ruhumu nerede bıraktım biliyor musunuz? Güzel bir evim, iyi bir kocam ve işim olduğu ve bunlardan kurtulmak istediğim halde buna cesaret edemediğim yerde hapis bıraktım ruhumu.'"
"Dünyayı sarsan insanlar sıradan erkekler ve kadınlardı, tıpkı kendisi, babası, kaybetmekte olduğu sevgilisi gibi. Günlük yaşamlarında bütün insanların yaşadığı sorunlarla, kuşkularla, kaygılarla boğuşmuşlardı. Din ile Tanrı ile kafalarını geliştirmek ya da daha üstün bir bilinç düzeyine ulaşmak gibi şeylerle özel ilgileri de yoktu. Kitabın en ilginç yanı şuydu: Bu insanların her birinin, yaşamlarının belli bir döneminde büyülü bir an yaşadıklarını, o andan sonra kendi cennet arayışlarına daldıklarını anlatıyordu. Bu insanlar yaşamlarının öyle ya da böyle geçmesine izin vermemişler, isteklerine ulaşabilmek için dilenmeyi ya da krallara yalvarmayı göze almışlar, ister diplomasi, ister şiddet kullanmışlar, yasaları hiçe saymış, iktidar güçlerine karşı gelmişler, ama hiçbir zaman ülkülerinden vazgeçmemişler, her türlü zorluk karşısında direnmeyi, çıkış yolu bulmayı başarmışlardı."
"Bir insanı hayallerinden ayıran dipsiz uçurumdaydı, artık dönüş yoktu. Ne ileri gidebilirdi ne de geriye. En iyisi sahneyi terk etmekti."
Reklam