Geçmişin, saatlerin ve günlerin ve haftaların ve on yılların, kül kadar ağırlığı vardır; gelecek zamansa, isterse sonsuza dek sürsün, daima saniye saniye yaşanır.
Bizim dünyamızda herkesin yaşamı aynıdır. Ama şimdi başkalarının nasıl yaşadığını görüyorum, kendimin daha önce nasıl yaşadığını hatırlıyorum, içimi acıtıyor bu, ağır geliyor bana.
İnsanı kalbin ihtiyaçlarına açmak lazım. İnsan sadece aklın unsurlarıyla hareket etmemeli. Böyle bir dünya bizi çok gelişmiş bir dünyayla tanıştırabilir belki; ama ruhun ihtiyaçlarını es geçmiş oluruz.
Denir ki, "Sessizlik aslında bir şeyin yokluğu değil, her şeyin varlığıdır.". Sessiz olduğunuzda her şeye açık hale gelirsiniz. Bütün duyular keskinleşir. O yüzden sessizlikle kendi içimize ve içimizde bulacaklarımıza dönelim.