Geçmişin, saatlerin ve günlerin ve haftaların ve on yılların, kül kadar ağırlığı vardır; gelecek zamansa, isterse sonsuza dek sürsün, daima saniye saniye yaşanır.
Bu soru, refah içinde olan birinin sorabileceği bir soru. Açken felsefe yapılmaz çünkü. Konfordaki insanlar içsel boşluklar yaşar. Para her şeyi satın alır ama anlam duygusunu satın alamaz. Kitabın verdiği cevap sanırım sosyal ilişkilerdi. Bu, günümüz bireyinin yalnızlığına bir cevap aslında. "Maddiyat insanları yalnızlaştırdı"ya verilen bir cevap. Kitap, maddi zorluklar yaşayanları es geçmiş sanki. Ya da şöyle diyor: "Önce para kazan, bu içsel sıkıntıları yaşa, sonra bu kitabı oku ve problemlerini çöz." Tabi bu bir ironi ama evet, para tek başına mutluluğun kaynağı değil; ama mutluluğa götürür, önünü açar. Her parası olan mutsuz diye bir şey yok. Biz, arada kalmışlar, zengin olmadığımız için kendimizi avutuyoruz; fakir olamadığımız için de konfor alanımızda türlü içsel boşluklarla boğuşuyoruz. :)