Beyza Bircan

Beyza Bircan
@BeyzaBircan
"Kitap..... İçinde yaşadığımız ev gibi olmalı, vatan gibi olmalı, ona alışmalıyız, bağlanmalıyız..."
Ölüm hayatın zıddı değildi. Bilakis hayatla başlıyordu ve hayatın ta kendisiydi. Ölüme ilerlemenin adı hayat olmuştu. Doğan herkes bu yolu yürüyor ve günü gelince de dünyayı terkedip gidiyordu. Uzun emeller ve ihtiraslar gidişi geciktirmiyor bilakis hayatı geciktiriyordu.
Reklam
Güle kan rengini vermek bu kadar mı fedakarlık isterdi? Bir gülün etrafında bu kadar mı diken çok olurdu? Gül çağında, güle rengini veren kanlar böyle mi kızıla boyanırdı? Gülün rengi için kinler bu kadar mı ayrışırdı? Kan akıtanlar bir yanda, kanlarını akıtanlar diğer yanda.
Tıpkı dün akşam uyuduğunuz gibi ölecek; bu sabah uyandığınız gibi de dirileceksiniz. Dirildiğiniz vakit yaptıklarınızdan hesaba çekileceksiniz. Ya ebedi cennet yahut ebedi cehennem...
Oysa sevgiyle kinler tebessüme durur, sevgiyle düşmanlar dost olurdu. Ağuların bal, ayrılıkların visal olması hep sevgidendi. Sevgi bir yuvada bereketin ve nezaketin adıydı.
Bütün varlık hikmeti ve hilkat sırrıyla gaye kadının gaye erkeğe liyakatiyle yaşayacak, dünya kadınlığı adına eşe bağlılığın ve destek olmanın timsali olacaktı.
Reklam