Gönlümün derinliklerinde, kendimi unutkanlık uykusuna teslim etme arzusu uyanıyordu. Keşke unutmak mümkün olsa ve böyle devam edebilseydi. Keşke gözlerim kapanınca, uyku ötesine, yavaş yavaş yokluğa doğru gitse de varlığımı hissetmesem! Keşke mümkün olsa da bütün varlığım bir mürekkep lekesinde, bir musiki ahengin de ya da renkli bir ışıkta erise ve sonra da bu dalgalar, şekiller gitgide büyüse, tamamen yok olup ortadan kalksaydı; o zaman dileğime kavuşurdum.
Din kardeşliği didişmeyi değil dayanışmayı, aldatmayı değil paylaşmayı, umursamazlığı değil diğergam olmayı gerektiriyordu. Kardeşler kopmaz, kaybolmaz, karamsarlık çekmez, yitip gitmez. Kardeş kardeşiyle didişmez, dünyalık için mücadele etmez, arkasından iş çevirmez, aldatmaz, ona verdiği sözden dönmez, onu ihmal etmez; bilakis destek olur.