Bu eseri incelemeye başlamadan önce beni çok heyecanlandıran bir bilgiyi paylaşmak istiyorum. Evet, ölümünden tam 132 yıl sonra, ölüm yıl dönümüne sayılı günler kala Van Gogh'un gizli bir otoportresi keşfedildi. Bu incelemeyi yazmamdan tam 10 saat önce keşfedilmiş ve ben bu haberi yeni gördüm. Bir okur için bundan daha güzel bir sürpriz olabilir mi?
19. yy'da Bir Tutunamayan
Van Gogh günümüzde çok büyük bir sanatçı, tabloları çok ünlü ve değerli, resimlerinin baskısını her yerde görmek mümkün fakat kendisi 19. yy'ın bir tutunamayanı. Tüm yaşamı boyunca sadece bir tek bir tablosunun para karşılığında satıldığı, bir kaç tablosununda takas edildiği biliniyor. Meslek hayatında resim sanatına tutunana kadar öğretmenlik, vaizlik, misyonerlik, sanat tüccarlığı gibi birçok işi denemiş fakat hiçbirinde tutunamamıştır. Sadece mesleki ve parasal açıdan değil yaşamının birçok farklı alanında tutunamamıştır. Bir iki kez aşık olmuş (ya da aşık olduğunu sanmış), aşkları hep tek taraflı kalmıştır. Çok severse, çok çalışırsa sevilebileceğine inanmıştır #164096742. 37 yıllık yaşamında yaşadığı yıl sayısına yakın adres değişikliği yapmıştır. Yaşadığı bazı yerlerde insanlar hakkında şikayet dilekçesi toplayıp onu uzaklaştırmaya çalışmışlar, çocuklar bile doğada resim çizerken başına musallat olup onu rahatsız etmişlerdir. Annesi bile daha küçücük bir çocukken ona cenetten yeryüzüne sürülmüş bir günahkar gözüyle bakmıştır, vefat ettiği için ismini aldığı, şimdi göklerde, tanrının cennetinde yaşıyan önceki çocuğunu hatırlattığı için ona anne sıcaklığını gösterememiştir. Hayattaki tek tutamağı resim ve en büyük şansı Theodere Van Gogh.
"Dünya hassas kalpler için bir cehennemdir..."
Kitabın bende bıraktığı etkiyi tek cümleyle özetlemem gerekirse budur. O